Dante küpeşteye dayanan sırtından güç alarak bacaklarını, şimdi onu gemiden atmayı deneyen korsanın beline sımsıkı doladı. Madem öyle onu denize gömecekti o zaman ikisi de beraber geberirdi. Dante için sorun yoktu. Ne kadar çok korsan öldürse o kadar iyiydi onun için. Ve kararını veren kız gücünü topladı, ellerini adamın parçalanmış gözlerinden çekip boynuna sarıldı ve dengesini kaybeden adamı kendiyle beraber denize çekti.
"Biz sadece yolcuyuz, geçmemize izin verin gidelim. Sonra burada ne masallara inanılıyorsa onları anlatmaya devam edebilirsin," dedi Matar'ı yatıştırmak ister gibi. Şimdi uzun kirpiklerinin gölgesindeki büyük gözleri, az önceki kız o değilmiş gibi masum bakıyordu.
O zaman Hodbin anladı.
Bunu bu kadar geç fark ettiğine inanamıyordu.
Kız da kendi oyununu oynuyordu. Giyindiği masum ve korkmuş yüzü ise Hodbin'in göremeyecek kadar kibirli olduğu bir maskeden ibaretti.
Sol occidens it, nox ministrat. Günes batar, Gece hizmet eder. Bu Gizler'le ilk Gezginlerin birbirlerine verdiği özdür. Yüzyıllardır herkes Gezginlerin Ark'ı almak için fırsat kolladıklarını sandılar ama aslında her zaman Ark`la GizLiman arasındaki bir duvardık. Biz arada durdukça hiçbir Ark doğumlu Derin Deniz'in batısında neler olduğunu görecek kadar yelken açamadı."
Ulus'un onu almaması belki de iyiydi çünkü ordularında böyle bir bela olması İkinci Dünyalarinı da yıkabilirdi. Yine de Arm kardeşini her şeyden çok seviyordu. Ama gerçek şuydu ki Lunu bir şeyi kafasına koyduysa bu uğurda her şeyi yapar ve herkesi yakardı. Daha önce yüzlerce kez şahit olduğu bir durumdu bu. Kaç defa kardeşinin yarattığı yıkımdan keyifle sıyrılmış bir halde, başkaları bunun bedelini öderken sakince seyretmesini izlemişti.
İşte bu yüzden halkı onu Lunulata olarak çağırırdı.
Derin denizin en ölümcül zehrine sahip olan ahtapotun adıyla.
Aşağı baktığında gördüğü manzara ise daha da korkunçtu. Derin Deniz, her kıvrak dalgasında biraz daha hızla mağaraya doluyor ve dalgaların savurduğu su, kızın aşağı sarkan saçlarını yutuyordu.
Altında uzanan karanlık deniz onları almak için pusuya yatmış bekliyordu. Dante irkilerek anladı. Sular yükseldiğinde hepsi boğulacaktı.
Savaş yoktu, direnmek yoktu. Tek lokmada Yaşlı Adam tarafından yutulacak bir avdan ibaretlerdi. Dante ölümünün bu kadar çaresizce olacağına inanamıyordu. O savaşmadan ölemezdi!
Ölmeyecekti!