Mesela aşağıdaki replikler Yeşilçam'la özdeşleşmiştir ve meraklısınca hemen fark edilirler:
Âşıklar birbirlerine: "Evlenince pembe panjurlu bir evimiz olacak";
Fakir oğlan/kız, zengin kız/oğlana: “Fakir olabilirim ama gururlu bir gencim ben", "Biz ayrı dünyaların insanlarıyız”, "Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da" veya "Beni paranla satın alabileceğini mi sandın?";
Esas kız/oğlan uzun süredir kayıp sevgilisini tanıyınca: "Tanrım bu resim... Bu resim...", "Bu ses! Bu ses! ... Nayır, nolamaz!";
Kahraman kör olunca: "Aman Tanrım, göremiyorum, göremiyorum, kör oldum" ve filmin ilerleyen sahnelerinde "Tanrım görüyorum, görüyorum";
Yavrusunu temin eden düşkün anne: “Ben sırtımda taş taşır, yine seni okuturum yavrum”;
Esas kız, kötü adama: “Vücuduma sahip olabilirsin ama ruhuma asla!";
İşçi, patronuna: “Hayır siz kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum”;
Aslında babasıyla konuştuğunu bilmeyen çocuk: "Anneciğim ben bu amcayı çok sevdim. Ona baba diyebilir miyim?";
Anne, oğluna: "Babanın kanını yerde koma oğul!" (kan davası ilan ederken);
Türk kahraman Batılı veya Bizanslı krala: "Yaa Justinyanus, işte buna Osmanlı tokadı derler!" (tek vuruşta kulak ve enseyi hedef alarak karşıdakini öldüreceği varsayılan bir tokat tekniği )
Kendisini feda eden Türk kahraman: "Sen kaç yiğidim, ben onları oyalarım!";
İmdada yetişen Türk kahraman: "Yettim yiğidim!"
Yeşilçam'a aşina olan biri bu repliklerden yalnızca biriyle bile karakterleri hemen bileceği gibi filmin hikâye ve türünü otomatikman çıkarır.