İşte şimdi şu son satırları yazdığım saatlerde, kalemi parmaklarımın arasında güç zapt ediyorum. Ama hikâyemin sonuna da geldim. Kanımı alevlendiren zehir, içimden taşan sağlıksız kudretle birleşip gözlerimi yuvalarından uğratıyor sanki. Pek yakında kalbim bu sürate ve kanımdaki ısınmaya dayanamayacak. Zaten divitimin ucu da iyice ezildi. Mürekkep, harflerin hudutlarını aşıp dağılıyor... Çok şiirsel bir şeymiş gibi geliyor bana bu.
Dün gece rüyalarıma
Misafirdin sabaha kadar
Ne muhabbet pür neşe
Ne hüzün vurunca saat beşe
Mevsim yaz, Göksu beyaz
Kedere karışmış tuhaf bi' haz
Hem sevdadan yanar olduk
Hem meyilli iktidara ihtiras
Bambaşka olabilirdi
Diyorsun hâlâ, deme be canım
Pişmanlık kaderiydi
Yok yere feda edilmiş sevdanın
Başı sonu belli
Ömür nihayet
Elimde olsa dönerim
Yok ki imkanım...