İnsanın azıktan olduğu gibi sözden de nasibi vardır. Bazen eski bir hikâye, sözler arasından sıyrılır da gönül tahtına kurulur birden. Mânâsını salt akla açmaz da mühürler sonra. İncitilmeye gelmez, kırılgandır; yumuşak bir dokunuş ister, yumuşak bir temas. Fakat gönlü olmayan ne bilir, zarafet nedir, anlamak nedir?