İnsanların en kötü tarafı buydu, bir şeyi itiyat edivermeleri… İnsanları kötü bir şeye alıştırmak onların nelere tahammül etmek kabiliyetinde olduklarını kendilerine öğretmek kadar kötü bir şey olamazdı. İnsanlar birçok şeyleri Ben yapamam! Ben buna tahammül edemem. Bu benim için imkansızdır diye tanımalıydı. Aksi takdirde imkansız gördüğü şeylere alışan, yapılmaz addettiği şeyleri yapan tahammül edilmez, işkence ve azaplara tahammül edebildiğini öğrenen insanları haysiyetsizlik ve felaketlerin insan küçülten şeylerin ta ka’rına ( seviyesine ) inmesine mani olacak hiçbir kayıt ve korku mevcut olamazdı.
Nişantaşı’ndaji apartmanın en üst katındaki üç odalı dairede otururdu.
Hizmetlerini apartmanın kapıcısına gördürürdü… Hemen her gün öğleye kadar uzanır ve kitap okurdu.
Yazılarını neşretmeye ihtiyacı olmadığını bilen edebi mecmualar onun yazılarını seve seve alırlar ve buna mukabil muhtaç muharrirlerden kıstıkları ücreti ona verirlerdi…
Gideceği yolu düşündükçe çarmıhını sırtında taşıyan bir İsa gibi bütün vücudu dehşetle titriyor ve dizleri hemen orada bükülüp kıvrılacak gibi adeta kesiliyor.
Beni hayal değil, hayat alakadar ediyor. Çünkü hayat ve hakikat en güzel rüyadan, en parlak hayalden çok daha zengin, çok daha cazip...”
Suat Derviş
Anısına saygıyla …
Beni hayal değil, hayat alakadar ediyor. Çünkü hayat ve hakikat en güzel rüyadan, en parlak hayalden çok daha zengin, çok daha cazip...”
Suat Derviş
Anısına saygıyla …