Tarih Ambarı

1 üye
Takip
Akıllı kimdir?
Bir gün Cafer-i Sadık Hazretleri (k.s.), İmâm-ı Azam'a (rahimehullah): "Akıllı kimdir?" diye sordu. İmâm-1 Azam Hazretleri de: "Akıllı, hayır ile şerri; iyi ile kötüyü ayırabilen kimsedir." buyurdu. Cafer-i Sadık Hazretleri: "Hayvanlar da iyi ile kötüyü ayırabilir. Kendisine vurulacağını veya kendisine yem verileceğini anlayabilir." dedi. İmâm-ı Azam: "Peki, size göre akıllı kimdir?" diye sual edince: "Akıllı, iki hayırlı şeyden en hayırlısını bilen ve onu tercih eden; iki şerli şeyden en şerlisini bilen ve mümkün ise her ikisinden de uzak duran, birini yapmak mecburiyetinde ise daha az şerli olanı tercih edendir." buyurdular.
Tarih Ambarı
Biliyor muydunuz?
Namaz vakitleri geldiğinde ezân-ı Muhammedî'nin okunması sünnettir. Ezan'ın, Hicret'in birinci senesinde Medine-i Münevvere'de inşa buyurulan Mescid-i Nebevî'nin tamamlanmasından sonra Sevgili Peygamberimiz'in (s.a.v.) emriyle ilk defa Bilal-i Habeşî (r.a.) tarafından okunmaya başladığını...
Tarih Ambarı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Namazından Tanıdı
Maliye Nazırı Saffetî Paşa, zaman zaman namazda imamete kendisi geçer, namazda ta'dîl-i erkânda mübalağa eder, kıraeti de çok uzun yapardı. Bir gün, Yeni Cami'de son cemaat yerinde imamete geçti. Cemaatin çoğunun esnaf ve vakitlerinin sınırlı olduğunu düşünmeden mutat olduğu üzere namazı uzattı. İlk rekâtın bir türlü bitmediğini gören, diğer rekâtların da uzayacağını düşünen cemaatin çoğu, münferiden namazını kılıp gidiyordu. Paşaya uyarak cemaat olmuş Fatih müderrislerinden âlim bir zât, namazdan sonra kendisine yaklaşarak sordu: "Hazret, siz Saffetî Paşa mısınız?" Saffetî Paşa: "Evet, nereden bildiniz?" diye sorunca, şöyle cevapladı: "Namazınızdan..."
Tarih Ambarı
Bin Kişiye Bedel
Fatih Sultan Mehmed Han devrinin ileri gelen âlimlerinden Muhyiddin Mehmed Efendi (Manisazâde), İstanbul'da Ayasofya Medresesi'nde ders görmüş, sonrasında Molla Hüsrev Hazretleri'nin hizmetinde müderrislik yapmıştır. Manisazâde, talebeliği sırasında medresenin üst katındaki bir odada kalırdı. Büyük bir azim ve gayretle ders çalıştığı için kandili seher vaktine kadar hiç sönmezdi. Sultan Mehmed Han, Saray-ı Amire'den o ışığı görür, ama odada kimin kaldığını bilmezdi. Padişah bir gün Molla Hüsrev'e en faziletli talebelerinin kimler olduğunu sordu. Molla Hüsrev: "Manisazâde'dir." deyince sultan: "Ondan sonra en makbulünüz kimdir?" diye sordu. Tekrar "Manisazâde'dir." cevabını alınca sultan: "Bunlar iki ayrı kişi midir ki benim iki defa sualime de aynı cevabı verdiniz?" dedi. Molla Hüsrev: "Padişahım! Manisazâde iki değil, bir kişidir. Lakin bin kişiye bedeldir!" diye cevap verdi. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmed Han: "Bu talebe filanca odada mı kalıyor?" diye sorarak, her gece ışığı yanan odayı tarif etti. Molla Hüsrev: "Evet, odasının ışığı yanan kişi, budur." dedi.
Mustafa Dedeler·Kitabı okudu
Tarih Ambarı