u

Ulus Baker

2 üye
Takip
Bir de şunu düşünmenizi istiyorum; her şeyi anlamak zorunda değilsiniz.
Ulus Baker
" Televizyon olmadığı için pencereden bulut seyretmeye başladım. Oradaki yayın çok iyi, haberleri daha güvenilir, gelip geçen bir iki uçak dışında pek reklam almıyorlar ve asıl önemlisi akşamları gök gürültülü sürpriz programlar var. Filmler genellikle kırlangıçların hayatı üzerine ve belki biraz monoton, ancak oldukça realist ,,, " Ulus Baker Dolaylı Eylem Ulus Baker Dolaylı Eylem
Ulus Baker
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ulus Baker'le ilgili şimdilik son yazıdır. Keyifli okumalar... KES KULAKLARI, GEÇİR SİCİME… Ulus Baker’in babası Sedat Baker ruh bilimci bir doktordur. Kıbrıs savaşı zamanında çalıştığı hastaneye yaralı askerler tedavi edilmesi için getirilir. O sırada Ulus ise babasının yanında oturup, çocuk haliyle getirilen yaralıları ve tedavi sürecini izlemektedir. Bir gün bir bacağı parçalanmış, yirmi yaşlarında, yaralı bir genç getirilir. Bacağı paramparça ve iğrençtir. Konuşmasından anladıkları kadarıyla doğu illerinin birindendir. Anestezi falan olmadan gencin bacağını dikerler. Ağrısı dinsin ve sussun diye bir iğne vurup beklemeye başlarlar. Genç bir türlü susmamakta, ‘’Kulaklarım, kulaklarım…’’diye bağırarak hastanenin koridorlarını inletmektedir. Ulusun babası önce gencin kulaklarının, havan mermisinin sesinden zarar gördüğünü düşünür. Ulus bu sesi çok iyi bilmektedir. Çünkü bu mermi, annesinin üzerinden, anneannesinin ise birkaç santim yakınından geçerek Ulus’un yatağını parçalar ve yere saplanır. Neyse ki patlamaz. Gencin hastanedeki çığlıkları diğer yaralıların psikolojisini alt üst etmektedir. Tabii ki Ulusun da… Çığlıklara dayanamayan Sedat Baker gence birkaç tokat vurup sorular sormaya başlar. Savaştan dolayı psikolojisinin bozulduğunu düşünür. ‘’Kulakların sapasağlam, bir şey yok kulaklarında, niye bağırıyorsun, anlat ne oldu sana?’’ ‘’Komandoyum ben, taşlık araziye paraşütle attılar bizi, arkadaşlarımın kiminin ayağı kırıldı, bana bir şey olmadı. Orada öldürdüğüm düşmanların kulaklarını kesip bir ipe takmıştım, onları kaybettim. Köye götürecektim onları ben. Kulaklarım, kulaklarım, kulaklarımı bulun bana…’’ Psikiyatrist babası gibi Ulus’ta gencin kafayı yediğini anlar. Bu olayı yıllar sonra ‘’Kum güzeli’’yazısında ( bana göre şiir) şöyle yazacaktır Ulus; ‘’Kes
Ulus Baker
“Leeuwenhoek’in mikroskobu insanlara çok tuhaf bir şeyler gösteriyordu. Acaba sonsuzluk küçülerek de mi devam ediyor? Sadece göksel cisimlere doğru yayılan bir makro sonsuzluk yerine acaba bir de mikro sonsuzluk mu var? Çünkü bir su damlasına baktığınızda içinde milyonlarca canlının oynaşmakta olduğunu görüyorsunuz. Onların da parçalardan oluştuklarım görebiliyorsunuz ve bağlı oldukları mekanik ilkelerin çok farklı olabildiğini gözlemleyebiliyorsunuz.” Sayfa 42 - iletişim yayınları Sanat ve Arzu #ulusbaker Ulus Baker Sanat ve Arzu
Ulus Baker
“Eğer bir kurala zorla uyuyorsan, senin dışında bir neden seni uyduruyorsa bir kurala, kural önceden verilmişse ve senin içinde yer etmemişse bu kural, başka bir deyişle bu kuralı sen kendin koymamışsan, kendi davranış kuralını, kendin a priori olarak koymuyorsan ahlaki bir varlık değilsin, çünkü özgür bir varlık değilsin. Ahlakiliği mümkün kılan şey doğrudan doğruya özgürlüktür. Kant’ın, dolayısıyla bütün aydınlanma düşüncesinin çerçevesi bundan oluşuyor.” 30 Nisan 1998 #UlusBaker —Sanat ve Arzu Ulus Baker Sanat ve Arzu
Ulus Baker
7 dili anadili gibi bilirdi. Muhteşem bir Türkçesi vardı. Votka ve Samsun216 Müptelası bir Filozof Bir dahi, yazar, eleştirmen, sosyolog, çevirmen, ODTÜ öğretim üyesi… Ulus Baker... ÖDTÜ Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra aynı üniversitede öğretim üyesi olarak dersler vermeye başladı. Fransız, Alman, İtalyan ve Rus öğrencilerinden sorularını kendi dillerinde sormalarını ister ve o dillerde cevap verirdi. Sosyoloji, Felsefe, Sinema, Tarih, Müzik ve Matematik alanlarında olağanüstü bir bilgi birikimi ve anlatım gücüne sahipti. Sinema üzerine yaptığı eleştiriler halen Avrupa Üniversitelerinde ders olarak okutulmakta. Deleuze, Hegel, Spinoza’dan çeviriler yaptı. Saçı başı dağınıktı. Yakın dostları uyarmasa günlerce duş almazdı. Kıyafet alırken beden numarasına bakmazdı. Aynı kazağı yıllarca giydi. Pantolonu kendine daima bol gelirdi. Sokaklarda yatan şarapçılardan hiç farkı yoktu. Bu dünyaya ait hiçbir şeye önem vermedi. Gözlüğünün bir camı düştüğünde ‘’Yahu Ulus gözlüğünün camı düşmüş değiştirsene’’ diyenlere ‘’O benim sağlam gözüm zaten niye değiştireyim ki’’ dedi ve yıllarca tek camlı gözlükle yaşadı. Derslerini ciddiyetle dinleyen öğrencilerin dikkati, Ulus hoca gözünü kırık yerden ovuşturunca bozulurdu. Sonra gözlüğü düştü ve ortadan kırıldı. Yenisini almadı selobantla tutturdu. Yamuk gözlükle yaşadı bir süre. Sinüziti vardı. Yağmurlu havaları sevmezdi.İki kedisi vardı.İkisinin ismini de ‘’Spinoza’’koymuştu. Sakin ve mütevazıydı.Yemeği biri hatırlatırsa yer,kahveyi elinden düşürmezdi.Sürekli votka ve samsun216 içerdi.1 ders boyunca bir paket sigara bitirdiği olurdu.Kahvaltısı biraydı. Fakat bu adam konuşmaya başladıktan sonra profesörlerde dahil herkes susardı. Psikanalizin teorik, mantıksal, epistemolojik açmazlarını onun kadar başarılı hiç kimse
Ulus Baker