Bir Medeniyet ve Güvenlik Meselesi
Bir toplumun ortak hafızası olan dini değerler, kurucu liderler ve tarihsel şahsiyetler; o toplumun bir arada kalmasını sağlayan manevi omurgadır.
Günümüzün hibrit savaş ve asimetrik tehdit koşullarında, bu değerlere yönelik saldırılar yalnızca "düşünce özgürlüğü" kapsamında değerlendirilemez.
Bu saldırılar, toplumsal dokuyu zayıflatmayı ve iç cepheyi sarsmayı hedefleyen bilinçli bir psikolojik harp taktiğidir.
Bu nedenle, bu platform yöneticileri konuyu bu açıdan ele almalı ve bu tür psikolojik harplere fırsat vermemelidir.
Bu platformda veya başka mecralarda bir inancı, kimliği ya da kurucu değeri eleştirmek ile onu tahkir etmek (aşağılamak) arasındaki fark, sadece bir üslup sorunu değil; akademik etiğin, hukukun ve toplumsal barışın en kritik ayrım çizgisidir.
Eleştiri anlamaya ve geliştirmeye odaklanırken; aşağılama, sadece değersizleştirmeyi ve yok etmeyi hedefler.
Unutulmamalıdır ki; hakaretin başladığı yerde argüman biter.
Herkesin kişisel inancı veya inançsızlığı kişisel özgürlük alanıdır.Kişinin dini, mezhebi, etnisitesi ve bunlarla kurduğu bağ o kişinin şahsi tercihleridir. Her hangi bir tartışmaya konu edilemez.
1. Sorumluluk ve Önyargı
Bir inancı veya tarihi şahsiyeti bağlamından koparıp karikatürize etmek bir analiz değildir. Gerçek bir araştırmacı, etik yaklaşım, ele aldığı konunun tarihsel bütünlüğünü ve iç tutarlılığını gözetir.
Gerçek bir eleştiri, muhatabını anlamaya çalışırken, tahkir ise muhatabını yok etmeyi amaçlar. O nedenle; Değerleri indirgemeci bir dille değersizleştirmek, düşünsel bir cesaret değil, metodolojik bir iflastır. Bu noktada bilgi değil, yalnızca ideolojik önyargılar ve yobazlıklar konuşur.
2. Özgürlük Sorumluluktan Bağımsız Değildir
Hiçbir akademik disiplin ya da özgürlük
Bir gün sizlere de sorulacak elbette: "Ülkeniz şafağı olmayanbir karanlığa sürüklenirken; laf üretmekten, arkasında duramadığınız uyarıları yapmaktan başka ne yaptınız? .. "
Bir başka büyük yalan da Türkiye nin ilk sivil anayasasını yapıyoruz iddiası
Ne yazık ki o şans kaçtı. Çünkü cumhuriyetin sınırlarına dayanan böyle bir zihniyetle işe başlayanların sivil anayasa yapmaları mümkün değildir. Çünkü bu kadar kötü bir niyetle sivil anayasa yapılamaz. 1982 Anayasası nı askerler yapmıştı Bunu ise Milli Görüşçüler yapacak Aralarında ne fark olacak ki?