Hepimiz hayatımızda ölmek istediğimiz noktaya gelmişizdir. Belki de bir çoğumuz Veronika gibi içimizde ki umuttan korkup görmezden gelerek hayatımıza son vermişte olabiliriz. Ama hayat mucizelerle dolu bakalım kitabın sonunda Veronika içindeki Umut’a tutunacak mı?
insan kendini en iyi ne zaman tanır veya tanımaya yakın olur?
veronika bir haftalık ömrü kaldığını anlayınca kendisinin daha önce farkına varamadığı huylarını, zevklerini, öfkelerini, hırslarını v.b. öğrendi ve geçmişini sorguladı. hatta çok kararlı olmasına rağmen içten içe intihar ettiğine pişman bile oldu.
peki biz sıradan insanlar -yani deli olmayanlar- kendimizi yeterince tanıyor muyuz? hiç sanmıyorum! kendimizi tanımak için intihar mı etmememiz gerekecek? bunun başka bir yolu yok mu?
içimizdeki dehlizlerde hangi kişiliklerimiz bizden gizlice varlığını sürdürüyor acaba?
Aslında her insanın özünde deli olduğunu ama bunu açığa çıkaranların gerçekten sayıca az olmasını, vitriol denilen bir zehrin içten içe kişide duvarlar örerek depresyona sürüklediğini, bir başkasına saçma gelen şeylerin bir başkası için anlam ifade ettiğini ve bu yüzden toplum tarafından deli olarak damgalandığını halbuki bir kıravatın bile gereksiz bir işlevi olmasına rağmen toplumca kişiye statü ve itibar kazandırdığını ama bunu bir deli tarafından düşününce ne kadar saçma olduğuna karar veriyor insan. çoğu insan gerçekten damgalanmamak için toplum normlarına göre hareket ediyor. hatta özünde nasıl biri olduğunu bile tasavvur edememiş çünkü kendi aklı da onu deli olarak damgalayacak. akıl hastahanelerinin aslında özgür insanlarla çevrili olduğunu ve gerçek benliğini bulanların orada yaşadığını hissettirdi bu kitap bana.
Bunu söylemek istemezdim , böyle bir şeyi yaşamakta istemezdim lakin benim hayatımda da böyle bir olay olduğu için muhakkak bende derin etkiler bıraktı bu kitap ve Veronika..
Herkese tavsiye ediyorum muhakkak okuyun :)