Ali Ekber Hıtayi-1516
Ali Ekber in Maveraünnehir'de yaşayan bir tüccar olduğu, Çin'e de gidip geldiği ve nihayetinde Osmanlı ülkesine göç ettiği söylenir. O, 1506-1508 civarında Çin'de bulunmuş ve bu seyahatine dair hatıralarını kaleme alıp önce Yavuz Sultan Selim'e, sonra da Kanuni Sultan Süleyman'a sunmuştur. Farsça kaleme alıp Hıtâynâme ismini verdiği eserinde, Çin'e dair enteresan bilgiler yer almakla birlikte biz, en çok dikkatimizi geken kısma odaklandık...
Yedikıta Dergisi - Sayı 188 (Nisan 2024)
Geçmiş asrların yegâne yöneticileri olan hükümdarlar için sık sık siyasetnameler kaleme alınırdı. Burada hükümdarlar, tarihi hadiselerden misaller verilerek, hikmetli sözlerden bahsedilerek ikaz edilir, nelere dikkat emesi gerektiği konusunda kendisine nasihat edilirdi. Bir nevi yönetenlerin yönetimi mesabesindeki bu metinier, ne kadar uzun zaman önce kaleme alınmış olursa olsun değerini yitirmiyor. Neticede insanlar günümüzde de "yöneticilere" sahip. Yazıhanemizde yer verdiğimiz metinler de 1000 yıl önce yazılmış bir siyasetnameden (Dürerü's-Sülük fi Siyaseti'l-Mülûk) alındı. Hükümdar yerine herhangi bir "yönetici"yi hatta kendinizi koyduğunuzda dahi bugün yazılmış gibi geçerli...
#y:94074
Yedikıta Dergisi - Sayı 187 (Mart 2024)
"Rahat ve istirahat, bu zalim kavme karşı zaferden sonra olacaktır. Müslümanların
huzur ve refah içinde olmaları için, çekilmesi gereken bu güçlük ve zahmeti biz huzur ve rahatlık sayarız."
Sultan Alparslan
Bazı tarih kitaplarında zikredilmiştir ki Sultan Alp Arslan ile Rum hâkimi karşı karşıya geldikleri zaman sulhtan söz açılmıştı. Bu esnada sultan, birkaç kişi ile birlikte ava gidip Rumların tuzağına düştü. İçlerinden birisi kaçarak bu hâdiseyi, Hâce Nizâmülmülk-i Tûsî'ye arz etti. Doğru tedbir sahibi vezir, o şahsa, akşam namazı vakti, itimat ettiği atlılardan oluşan bir bölük ile çok hızlı bir şekilde otağa gelip sultanın çadırına konmalarını istedi. -Onlar, vezîrin dediğini yapınca- Hâce, yüksek sesle sultanın avdan döndüğünü ilân etti...
Aşağıda okuyacaklarınız, Osmanlı devrinde, kimliği belirsiz bir kimse tarafından, bilinmeyen bir tarihte, deftere yazılmış bir metinden seçildi. Metnin başlığı hem "Adab-ı Muallimîn" hem de "Muhtıra-i Muallimîn" diye atılmış. Muhtemel ki küçük bir risale olarak bastırılması bile düşünülmüştü. Kısaca konusu, mekteplerde vazife gören muallimlerin, hocaların dikkat etmesi gereken hususlar olan 23 sayfalık el yazısı metinden, dikkatimizi çeken kısımları sizler için derledik...