Yemeğin sonunda hatırlanan besmelenin bile faydalı olduğunu bize şu hadis-i şerîf göstermektedir:
Bizim görmediklerimizi gören Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir yerde oturmuş istirahat buyuru-yordu. Yanında da bir adam yemek yiyordu. Fahr-i Ålem Efendimiz ona bir şey söylemeden ibretlik durumu-nu takip ediyordu. Adam ağzına attığı son lokmaya kadar besmele çek medi. Son lokmayı ağzına götürürken besmele çekmediğini hatırladı ve )بِسْمِ اللَّهِ أَوَّلَهُ وَأَخِرَهُ( “baştan sona bismillah" dedi. Bunun üzerine Server-i Enbiya Efendimiz güldü ve olanları yanındakilere şöyle anlattı:
6. ravi, Ommü Külsüm binti Ukbebin Ebi Muayt el-Omeviyye (v. 32/652'den son ra), ashab-ı kiramdandır. Babasi Rest lah Efendimizin düşmanlarından, Mos lümanlara yaptığı eziyetlerle bilinen b riydi. Ümmü Külsüm Mekke'de Mosiu man oldu, Allah'ın Elçisi'ne blat etti: face Hudeybiye Antlaşması'nın yapıldığı hic retin 7. yılına kadar ailesi izin vermediği Icin hicret edemedi. O yıl tek başına ve yaya olarak Medine've hicret etti. Iki kan deşi Medine'ye gelip, Hudeybiye Antias ması gereğince Ümmü Külsüm'un kendi lerine verilmesini istenisse de. Peygans ber aleyhisselâm onu kendilerine teslim etmedi. Ümmü Külsüm Resül-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemden on hadis rivayet etmistir. Allah ondan razı olsun
Bazı alimler, hadisimizin ravisi bu Umma Külsüm'un. Hz. Ebû Bekirin torunu Um mü Külsüm binti Muhammed olduğunu söylemişlerdir.
Hadisimizin sahābī rāvisi Hz. Aişe (v. 58/678) 25. hadiste tanıtıldı.
"Adam besmele çekmeyi unuttuğu için şeytan da onunla birlikte yemek yiyordu. Adam besmele çekince, şeytan o âna kadar yediklerini kustu."
Allah Teâlâ'ya ulaşmaya ilim ve amelden başka bir yol yoktur. İlim ve amelde devamlılığı sağlamak ise, ancak bedenin sıhhat ve selâmetine bağlıdır. Bedenin selâmeti ise , ancak gıdalarla mümkün olur ve vakitlerin tekrar etmesiyle ihtiyaç olan kadarını o gıdalardan yemekle sağlanır.
Medeniyet, bilgili, görgülü ve faydalı olmanın zamanla alakası var mı? Teknolojide ve bilimde çığır aşmış olsakta (!) bu zamanda sahip miyiz böyle şeylere. Ya da birine bile... Zaten artık hiçbir şeyimiz tam değil ki, biri varsa biri yok. Bilgilisin ama bildiğinin ne sana ne de bir başkasına faydası var. Bu bereketsizlik ilmin gerçek sahibini bilmemekten mı kaynaklıyor acaba? Peki ya yüzlerce yıl önce elinde ki bu kitap... Sadece düşünüyorum. Elektriğin olmadığı bir zamanda okuyarak, öğrenerek, gecesini gündüzüne katan insanların yaşadığı zamanı düşünüyorum. Rahmetin ve bereketin bol olduğu zamanları. Şimdi ise her şeyimiz var ama aslında hiçbir şeyimiz yok. Demek ki bu vasıfların zamanla alakası yokmuş. Yani zaman ne kadar ileriye giderse gitsin insanlık adına geriliyoruz. Teknolojide her ne kadar çığır aşmış olsakta...
Kitaba yorum yapmayı kendi haddime uygun bulmadım. Lakin birkaç kelam etmek istedim. Kitap hakkında fikri olmayanlar için bu kelamın faydası olur umarım. Kitabın da kıymeti anlaşılmıştır inşallah.
Vesellem...
Yemekten önceki edepler;
°Yemeğin kendisi helal olup kazanç yönününden de helal ve temiz olmalı, vera ve sünnete uygun bulunmalıdır.
°Elleri yıkamaktır.
°Yemek yere serilmiş bir sofranın üzerine konmalıdır.
°Sofraya ilk oturuşta güzelce oturmalı ve o oturuşu yemeğin sonuna kadar devam ettirmelidir.
°Yemek yeme Allah Teâlâ'ya itaat konusunda güç ve kuvvet kazanmaya niyet etmelidir.
•Mevcut olan rızka ve hazır bulunan yemeğe razı olunmalıdır.
°Aynı sofraya uzanan elleri çoğaltmaya çalışmaktır.