Sevginin
bir amaca benzetildiği dünya nasıl da gülünçtü ve aksine,
sevginin diğerinin gözlerinin içinde boğulmak olduğunu anlamamak ne yazıktı, o gözler kör bile olsalar
Çocuğa bir yer bulmak gerekiyordu. "Kurumlar, kuruluşlar, özel bakımevleri mevcut mu?" diye sordu aile. Pek az. Ülkeleri onları sağlam seviyordu, iyi
çalışan makine seviyordu. Değişikleri sevmiyordu. Onlar için
hiçbir şey öngörmemişti. Okullar onlara kapılarını kapatıyordu, ulaşım araçları donanımlı değildi, yollar birer tuzaktı.
Ülke, bazıları için merdiven basamaklarının, pervazların ve
deliklerin birer falez, duvar ve uçurum haline geldiğinin farkında değildi. Peki, uyumsuzlara uygun bir mekan ...
Bu öteki dünyanın tepelerinin ardında
Ölüler diyarında Sai Deresi'nin hikayesi
Kulak verirsen işitirsin
Duyulacaktır zavallı yüreklerin sesi
Henüz ikisinde ve üçünde
Ya dördünde ya beşinde
On yaşına bile gelememiş
Yavrucakların hepsi
Sai Deresi'nin sahilinde bulurlar birbirlerini
Babacığım özledim, anneciğim özledim
Özlem dolu feryatlarının sesleri
Ne bu dünyanm sesidir
Ne de inlemesi
O hüzündür sızlatır etini kemiğini
Kıyıdan taş toplamaktır bu yavrucakların görevi
Yüksek yüksek dikecekler taştan anıt kuleleri
ilk taşı babam için
ikinci taşı annem için
Üçüncü taşı da koyacağım
Memleketteki kardeşlerime
Gündüz gözüyle
Bir başlarına eğlensinler diye
Gün batıp da alaca karanlık çökünce
Cehennem zebanileri çıkıp soracaktır
"Ne işiniz var burada çocuklar" diye
Dünyada bıraktığımız ananız ve babanız
Huzura erin diye dua bile etmeyecek
Sabahtan akşama kadar figan içindeki
Yakarıştan,
Kendi zalimlikleri, hüzünleri içindir