Zeynep Toksoy

Sevginin bir amaca benzetildiği dünya nasıl da gülünçtü ve aksine, sevginin diğerinin gözlerinin içinde boğulmak olduğunu anlamamak ne yazıktı, o gözler kör bile olsalar
Reklam
Çocuğa bir yer bulmak gerekiyordu. "Kurumlar, kuruluşlar, özel bakımevleri mevcut mu?" diye sordu aile. Pek az. Ülkeleri onları sağlam seviyordu, iyi çalışan makine seviyordu. Değişikleri sevmiyordu. Onlar için hiçbir şey öngörmemişti. Okullar onlara kapılarını kapatıyordu, ulaşım araçları donanımlı değildi, yollar birer tuzaktı. Ülke, bazıları için merdiven basamaklarının, pervazların ve deliklerin birer falez, duvar ve uçurum haline geldiğinin farkında değildi. Peki, uyumsuzlara uygun bir mekan ...
Bu öteki dünyanın tepelerinin ardında Ölüler diyarında Sai Deresi'nin hikayesi Kulak verirsen işitirsin Duyulacaktır zavallı yüreklerin sesi Henüz ikisinde ve üçünde Ya dördünde ya beşinde On yaşına bile gelememiş Yavrucakların hepsi Sai Deresi'nin sahilinde bulurlar birbirlerini Babacığım özledim, anneciğim özledim Özlem dolu feryatlarının sesleri Ne bu dünyanm sesidir Ne de inlemesi O hüzündür sızlatır etini kemiğini Kıyıdan taş toplamaktır bu yavrucakların görevi Yüksek yüksek dikecekler taştan anıt kuleleri ilk taşı babam için ikinci taşı annem için Üçüncü taşı da koyacağım Memleketteki kardeşlerime Gündüz gözüyle Bir başlarına eğlensinler diye Gün batıp da alaca karanlık çökünce Cehennem zebanileri çıkıp soracaktır "Ne işiniz var burada çocuklar" diye Dünyada bıraktığımız ananız ve babanız Huzura erin diye dua bile etmeyecek Sabahtan akşama kadar figan içindeki Yakarıştan, Kendi zalimlikleri, hüzünleri içindir
Eğer dedikleri doğruysa ve ülkem ölüyorsa, o zaman galiba onlara bunun nedenini anlatabilirim. Görüyorsun ya, yavrum, vicdan hayati bir organ, bademcikler ya da lenf bezleri gibi bir fazlalık değil.
Bazen insan boyun eğmeyeceği bir şeyle savaşmak zorunda kalıyor ve deliliğin güvenli bir şey olduğu bir yere sığınıyor
Reklam