İslamcı terimi ile yıkıcı dini grupları, İslam'ın temsilcisi ve sözcüsü olarak kabul etmekten kaçınmalı; dini duyguları güçlü olan halk kitleleri bunların yanına itilmemelidir.
Din kuralları, toplumlar, kültürler ve çağlar üstü değişmez sınırlı sayıdaki kurallardır. Sınırlı kuralların, sınırsız ve değişken ihtiyaçları karşılaması imkansızdır.
Gerçek dinler insanın ahlakını güzelleştirmeyi amaç edinir. Toplumsal ve hukuki yapıyı düzenlemek ise, doğruluğu ilke edinen, akıl ve bilime dayanan insana bırakılmıştır. İslam düşüncesi, siyasi, hukuki ve ekonomik bir düzen değil, bir inanç ve ahlak sistemidir.
"Bugün ilmin, fennin, bütün kapsamıyla uygarlığın ışığında ve gözler önünde şu ya da bu şeyhin yol göstermesiyle maddi ve manevi mutluluk arayacak kadar ilkel insanların Türkiye uygar topluluğunda varlığını asla kabul etmiyorum.
İyi biliniz ki; Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, şeyhe bağlı olan kimseler, mensuplar ülkesi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat, uygarlık tarikatıdır. Uygarlığın emrettiğini ve istediğini yapmak insan olmak için yeterlidir."
Mustafa Kemal Atatürk