Kitap oldukça etkileyici, içinde derin anlamlar ve sayfalar sürecek felsefi tartışmaların bir kesiti mevcut. İnsanın yaşamın özünü kavrayışı üzerine kafa yormakta olan aydın kesimin gündelik olaylara karşı ilgisizliğini yazar ustaca eleştirmiş.
Acıyı, yoksulluğu ve adaletsizliği hiç tatmamış olan insanların acıyı küçümsemeleri ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanması taleplerine tepkisiz kalmalarının nedeni nedir? Çıkarlarını korumaya çalışanları anlayabilirsiniz, ya bunun yanlış olduğunu bilerek ses çıkarmayanlar? Tembellik ve korkaklıktır tiranı tiran yapan, hatta içten içe karşı olsanız da eylemsizliğiniz artık sizi tiranın bir yardımcısına dönüştürmüştür.
Parmaklıklarla çevrili dört duvar arasında mutlu olabilir mi insan? Doktor Yefimıç'ın verdiği örnekteki gibi; Diyojen tüm krallardan daha mutluydu ancak bir fıçının içinde yaşıyordu. İvan Dimitriç'in cevabı düşündürücüdür; "Sıcacık, turunç kokan Yunanistan'da Diyojen'in bir odaya ve sıcak bir eve ihtiyacı yoktur. Acıyı küçümseme öğretisi Rusya'nın iklim şartlarına uygun değildir." Bu sohbet bana farklı kültürlerden devşirilen fikirlerin kendi toplumumuzla olan uyuşmazlığını anımsattı. Çeşitli neşriyatlardan aydın kesimin öğrenerek öne sürdüğü fikirler aslında farklı koşullarda olgunlaşmışlar ve aslında kendi toplumları için son derece faydasız ve gereksizler.
Halkın genelinin ihtiyaçları gözetmeyen okumuş aydın kesimin nasıl aptal durumuna düştüğünü kitabın sonunda görüyoruz. Doktorun, deli(!) hastası ile yaptığı sohbetleri, kendisini de hasta(!) yapacak ve sonunda altıncı koğuşta can verecektir. Artık o da acılara cevap verebilen kompleks bir canlıdır; ancak toplumdan izole ve yalnız kalmıştır. İyi okumalar...
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir canlı ne kadar basitse o kadar az duyarlıdır ve uyarılara karşı daha zayıf karşılık verir. Ne kadar gelişmişse, gerçekliğe karşı daha fazla duyarlıdır ve daha enerjik bir biçimde tepki verir.
Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?
Romalı Caligula, bir gün Prachus adındaki bir generali sebepsiz yere idam ettirmek ister. Ancak bunun için bahane bulamaz. Çünkü Prachus dürüst ve onurlu bir askerdir. Bunun üzerine Caligula ona döner ve şöyle der :
"Sen dürüst bir adamsın Prachus... Bu nedenle gerçek bir Romalı olamazsın.! Seni vatana ihanetten tutukluyorum !"