Koray Ugur Erbaş

Şu koskoca Fransa'da, toprakların tüm bereketine ve iklimin elverişliliğine rağmen bir çimen tanesinin, bir yaprağın, bir kökün, bir filizin ya da bir biber tanesinin büyüyüp olgunlaşması bile, bu korkunç zamanların gelişi kadar öngörülebilir değildir. Aynı çekiçierle insanlığın kafasına kafasına yine vuracak olsanız, o yine aynı vahşi hallerine bürünecektir. Zulüm ve zorbalık tohumlarını bir kez daha ekecek olsanız, sonunda ektiğiniz tohuma uygun bir meyve almanız işten değildir.
Sayfa 487·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Aşağıdakilerin yukarıdakilere duyduğu nefret, istemsizce gösterdikleri saygıdır.
Sayfa 158·Kitabı okudu
Çeşmenin suyu akıyordu, nehrin suyu akıyordu, şehirdeki yaşam ölüme akıyordu; adet böyleydi, zaman ve devran kimseyi beklemezdi…
Sayfa 141·Kitabı okudu
Kederli kederli yükseldi güneş; güneş ışıklarının vurduğu hiçbir şey, yüreğindeki iyi niyeti ve sahip olduğu yetenekleri doğru kullanma becerisinden yoksun, kendi iyiliği ve mutluluğuna zerre kadar hayrı olmayan, kendi çürüyüşünün farkında olduğu halde bu çürümenin onu yiyip bitirmesine izin veren bu adam kadar kederli olamazdı.
Sayfa 116·Kitabı okudu
Türk Devrimi, Türk ulusunu geri bırakmış, yaşama olanağı olmayan kurumları temelinden yıkıp, yerlerine, ulusun en yüksek uygar gereksinimlerine göre ilerlemesini sağlayacak çağdaş kurumları koymak ve Türk ulusunu çağdaş uygarlık düzeyine çıkartmak için yapılan ani ve köklü değişimi anlatmaktadır.
Sayfa 75·Kitabı okudu