Hayat zordur,bazı insanlar için ise daha da zordur. Nail de bu insanlardan biri bana göre. Üniversiteyi yarım bırakıp askere gider . Bu onun için bir kaçış, bir inattır. Belki kendisine, belki annesine belki de hayata... Hakkari 'de askerlik yapmak zordur ,hem de uzun dönem Askerliğin sonuna doğru annesinin vefat haberini alır . Cenazeye yetişmek için elinden geleni yapar ancak yetişemez. Oğlu gelsin ,son bir kez görsün demez evdekiler . İçinde yara kalır Nail'in Oysa ne çok özlemiştir annesini . Cenaze beklemez mantığı ile babasını ikna edip gömerler üstünde vazife olmaya "elalem" !! Söylenecek çok söz var da ...neyse Hele cenaze evinde Nail için konuştuları... Biraz bekle dedikodu için, sırası mı
Baba ve oğulun arası soğuktur . Yalnız kalmaları bir nebze olsun arayı düzeltebilir mi Nail'in işsiz olması konusu da ayrı tatsızlık veriyor aileye.
Nail sonunda iş bulur, çalışmaya başlar. Orada da çevresine karşı ilgisiz kalamaz. İş güvenliğine aykırı çalışmaya karşı durumu bildirir. Bir de ölümcül kaza olunca kendisini istemediği bir durumun içinde bulur...
Ahmet Hamdi Tanpınar 'ın " Ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında" dediği gibi Nail de hayatın ne tam olarak içindedir ne de dışında. Sanki bir misafir gibi gözlemler hayatı. Tüm yaşadıklarını bizimle içtenlikle paylaşan Nail'in verdiği kararların bir kısmının da geçmişi telafi olarak görmek mümkün mü arkadaşının dediği gibi.