( Amerikan mektebinde kadın ingilizce olarak )
- Yaz , diyor; hangi tarihte olduğumuzu ?
Kağıdı çektim ve onların rakamlarıyla " 1912 " diye yazdım.
Yani bundan tam 70 yıl öncesi... 2052 senesinde sağ kalır ve o güne dek kıyamet kopmazsa " tam 140 yıl öncesi " diye zamanı sayıklarım.
...Yunus, mezartaşına " hece taşı " demekle ne kadar derinlere inmiştir. Evet hayat tek bir heceden ibarettir ve onun ismi " an " dır. Tek bir an yaşıyor sonra sonra hakikatte kopuk bu " an" ları birleştirerek ahmak bir kemmiyet oyununa girişiyor 3, 5, 90, 100 yaşadığımızı sanıyoruz...
Bir gün , elimde büyükbabamdan kopardığım bir lira çeyreği, Selma'nın karşısında dikiliyorum:
-Bak elimde ne var !
Ve iki parmağımın arasındaki pırıltılı madeni gösteriyorum. O da bana ısırılmış bir elma uzatıyor ve :
-İşte, diyor; bende de bu var ! Onu bana ver bende sana bunu vereyim. Biraz ısırdım ama ziyanı yok.
Bu masum eda o kadar hoşuma gidiyor ki hemen lira çeyreğini uzatıp elmayı alıyorum ve kızın gözleri altında masum ve mesut bakışını seyrediyorum.
Entipüften hafifçe bir hadise değil mi? Fakat bana öyle dokundu içime öyle işledi ki kızın ölümünden sonra yıllar boyu hayli dövündüm :
- Niçin altını verdim de elmayı da ona bırakmadım ?....
Üstünde kız kardeşimin diş izleri bulunan elmayı bugüne kadar saklatacak akıl neredeydi bende o zaman ?...