Demirciler Çarşısı Cinayeti karakter incelemesi I: Mahir Kabakçıoğlu
Mahir Kabakçıoglu: Yaşar Kemal, Çukurova’nın toplumsal dönüşümünü anlatırken Mahir Kabakçıoğlu karakteriyle, geleneksel beylik düzeninin yerini alan, eğitimli ancak bir o kadar yozlaşmış ve fırsatçı sermaye sınıfını temsil eder.
Yaşar Kemal’in Demirciler Çarşısı Cinayeti’ni okurken insanın zihnine kazınan en nevi şahsına münhasır karakterlerden biri şüphesiz Mahir Kabakçıoğlu’dur. Roman boyunca Çukurova’nın o bildiğimiz, kan davalarıyla kavrulan eski feodal düzeninin çöküşünü izlerken, Yaşar Kemal karşımıza öyle bir "yeni ağa" profili çıkarır ki, hani derler ya, gelen gideni aratır cinsten.
Mahir Bey, kasabaya adımını attığı ilk andan itibaren o dönem için büyük bir caka vesilesi olan Viyana eğitimini ve Almancasını herkesin gözüne sokar. Amacı bellidir: Kasaba eşrafı üzerinde entelektüel bir üstünlük kurmak. Kendini büyük şehirlerdeki parlak kariyerleri reddetmiş, memleketine hizmet aşkıyla yanıp tutuşan bir idealist gibi pazarlar. Ama bu parlak, batılı ve aydın maskesinin arkasını azıcık kazıdığınızda, karşınıza geleneksel beylerden çok daha tehlikeli, mülkiyet hırsıyla gözü dönmüş bir fırsatçı çıkar.
Onun o çok güvendiği modern eğitimi, halka bakışındaki ilkel acımasızlığı zerre yumuşatmamıştır. Aksine, yönetim felsefesini tek bir cümleyle özetler: "Dünya öküzün boynuzunda değil, Türkiye sopanın boynuzunda durur." Ona göre bu halk ancak baskıyla, şiddetle zapturapt altına alınabilir. İki dakika başını boş bıraktın mı düzen bozulur. Yani aslında tepeden tırnağa antidemokratik, tepeden bakan ve otoriter bir zihniyetin ta kendisidir.
Derviş Bey ya da Mustafa Bey gibi eski toprak sahiplerini memleketin ilerlemesine ayak bağı olan "habis urlar" olarak görür. Görünürde onların kan davalarını