Sait Faik, Kriz adlı öyküsünde, ‘bir insanın değeri nedir?’ sorusuna cevap arar. Bir insanın hayatı başka bir şeyle kıyaslanabilir mi? Aklında hep bu soru vardır. Gelin, o öyküden yola çıkarak, ‘ülkemizde bir insanın değeri nedir’ sorusuna birlikte cevap arayalım. Öykümüzün Kahramanı Necmi, bir üniversite öğrencisidir, babasıyla tartışmaktadır, anlaşamaz, sokaklara vurur kendini. "Bir kış günüdür, İstanbul mendebur, pis bir çehre altındadır. Üsküdar İskelesinin bekleme odasında iki hamal çocukla karşılaşır, onlarla konuşur, dost olur, yüreğinde yeniden bir sevgi, bir umut ateşi yanar. Şimdi artık rüzgar onu nereye götürürse götürsün, insanları bütün şevkati ve samimiyetiyle sevecektir.'' Necmi, dostlarıyla bir kahvededir. Aklında hep o soru vardır? Bir insanın değeri nedir? Bir insanın değeri ölçülür mü? Ölçülmezse neden o değeri bilmiyoruz? Bütün kutsal kitaplar, insanı öldürmeyeceksin, insanı eşit tutacaksın, yaratandan dolayı dediği halde, neden insanları öldürüp duruyoruz? Kahramanımız Necmi; aklıyla ve gerçekte yaşananlarla çatışma halindedir. Necmi, kahvede oturanlara seslenir: - Size bir soru soracağım, aramızda bu kadar eleştirmen, şair, sanatçı, tarihçi var. Bu sorumu önce birisine sordum, cevap veremedi, şaşırdı kaldı! Şimdi size sorayım: Louvre (Pariste bulunan dünyanın en büyük müzesi) yanmak üzre. Halk kapıları tutmuş,heyecan içindedir. Birdenbire siyah şapkalı, kravatlı adamlar, "Jakond'u, Jakond'u (Leonerdo Vinci'nin kavak ağacından pano üzerine yaptığı dünyanın en ünlü Mona Lisa portresi) kurtarın" diye bağırışıyorlar. Derken bir genç adam alevlerin içine dalar. Jakond'un bulunduğu salona girer, fakat tam orada küçük bir zenci çocuğunu görür. Gözleri dehşetten büyümüştür. Çocuk, gelen adama kollarını uzatır. jakond on adım ötedir. Düşünmeye zamanı