"Kirlenmişti Babil'in bahçeleri, Erdem, fazilet insanlık kaybolmuştu. Dijital bir dünyada tribüne oynuyordu füzeler. Kravatlı caniler, gülücükler dağıtıyordu büyülü camlardan. Özgürlük herkesin hakkıydı evet, ama daha çok onların hakkıydı.(!) Çünkü onların füzeleri vardı, Uçakları, tankları Özgürlük anıtları Çünkü onlar bizden daha çok düşünüyorlardı Evet, çiçeklerle karşıklamadık onları Dostça bakmadık Bizi kurtarmaya gelmişlerdi(!) Biz yıkılmış evlerimizi gösteriyorduk, Kolu bacağı kopmuş, hayalleri kopmuş, geleceği kopmuş Çocuklarımızı gösteriyorduk. Cahildik, bilmiyorduk. Bizi kurtarmaya gelmişlerdi(!) Sarardı yapraklar soldu tüm çiçeklerim Zulüm altında savruldu tüm kardeşlerim Bir seher vaktinde bir tekbir sesinde doğ İslam güneşi üstümüze. Çok uluslu şirketler, Petrol avcıları, Evangelist misyonerler, Psikopat katiller, Netenyahu denen kuduz itin enikleri cirit atıyorlardı ortalıkta. Geçmişimizi, geleceğimizi Namusumuzu, inancımızı Yağmalıyorlardı.
Hepimiz hiçiz...
Tanrılar adına yazılır senaryolar. Rolü oynamak büyük cüsseli, küçük aktörlere düşer! Her oynanan oyun , bir adaktır. Mavi asil kanlarına! Kanları kutsaldır kitabı mukaddes gibi. Onların kanı dökülmesin diye dökülür bunca akan kan! Ve onların adına suçlanır şeytan. Halkın önüne iki seçenek konulur. Kötülük mü sallansın dar ağacında. Yoksa iyilik mi boylasın cehennemi? Halk zalim den yanadır. Halk güçten, yanadır ve zenginlikten! Halkın isteği olur. Kurtulur katil ölümden . Adalet unutulur... İsa çarmıha vurulur! Yaşasın dünyanın her yerinde savaşan zalimler, ve kiralık katiller. Altın taçlı Krallar, kravatlı diktatörler. Apoletleri yıldızlı askerler! Ve onların bitmez tükenmez bir iştahla alkışlayan şakşakçıları!
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tahammülün de fazlası israf Alpaslan Canbaz. Bakara Suresi 11. ayet: Onlara, "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın" dendiği zaman, "Bizler sadece ıslah edicileriz" derler. Başkentimin göbeğinde bombalar patladı. 100 civarında vatandaşım katledildi. Bu hafta sonu memleketimin halini düşünmekten başka hiçbir şey yapamaz oldum. Olay daha aydınlatılmadan, yerdeki kanlar henüz kurumadan o uğursuz sazı eline aldı ve katilin devlet olduğunu iddia etti. Müteessir değil, soğukkanlıydı. Dolmayan gözleriyle, titremeyen sesiyle nefret kustu. Yalanlar sıraladı. Parmak salladı. Başka partililerin de, işçinin de, polisin de, yoldan geçenin de katledildiği bir saldırı sonrası ortadaki cenazenin tek sahibiymiş gibi davrandı. Yetmedi, yanındakilerle birlikte güle oynaya gittiği katliam yerinde miting yaptı ve oy istedi. Milletim tarafından seçilmiş ve görev süresinin bitmesine daha yıllar olan cumhurbaşkanım için "Kasımda diktatör devirmek başkadır" cümlesini kurarak darbeciliğe soyundu. "Kasımda aşk başkadır" gibi emperyalist film sektörünün abidik gubidik filmleriyle kültürlenen slogan devrimcisi gençlere ikinci bir “Seni başkan yaptırmayacağız” gazı verdi, oylarını garantiledi. Çaçaronlar da her zamanki gibi devredeydi. Olayın hemen ardından "katil AKP" ve "katil devlet" ibareleri Twitter gündemine oturtuldu. Hiçbir hükümet kendi başkentinde bomba patlatmazdı. Başkentin göbeğinde patlayan bombaların teröriste bonus puan kazandıran bir hadise olduğunu biraz düşünen bilebilirdi. Ama bütün bunların zaten farkında olanlar çıkarıyor bu lafları. Algı yaratmak için hepsi birden gözümüzün içine baka baka aynı yalan manşetleri atmadılar mı? "400 milletvekili" yalanı mesela. Hürriyet, ürettiği bu yalan birçok kişinin zihninde yer ettikten sonra özür dilemişti. Bildiğimiz İsrail davranışıydı bu.
Alıntı
Kıyafet, diploma, güzellik ve tatlı dil sizi yanıltmasın. Unutmayın bu dünyada ■ kravatlı katiller, ■ diplomalı eğitimsizler, ■ güzelliğinden başka hiçbir özelliği olmayan ve ■ dilleri ile insan kandıran nice insan görünümlü yaratıklar vardır. Güvenmek zaman alır, tecrübe ister ve denemek gerekir insanları. ALLAH KÖTÜYE DENK GETİRMESİN KİMSEYİ... Amin...
Gidiyoruz kıyamete!
Döviz hızla yükselirken, Borsa İstanbul iflasın eşiğinde...Damat der ki: Ekonomide hiçbir sorun yok. Dünyanın en iyisiyiz. Turizm canlansın diye insanlarda rehavete algısı yaratılması sağlanıp virüs hızla yayıldı. Koca hoca bakan der ki: Herşey kontrol altında. hastaneler yer sıkıntısı yok. Utanmadan yalan söyler. Hergün onlarca kadın cinayetleri... Kravatlı katiller dışarda kol geziyor. Ülkemiz demokratik hukuk devleti! Tüm bunlar olurken hükümet geyik öldürme ihalesi peşinde. Halkın kutsal değeri olan Dersim de inşaat çalışmasında. Aklımda şu dize: Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu Namussuz bir çağ bu biliyorsun! Cemal Süreya
Sait Faik, Kriz adlı öyküsünde, ‘bir insanın değeri nedir?’ sorusuna cevap arar. Bir insanın hayatı başka bir şeyle kıyaslanabilir mi? Aklında hep bu soru vardır. Gelin, o öyküden yola çıkarak, ‘ülkemizde bir insanın değeri nedir’ sorusuna birlikte cevap arayalım. Öykümüzün Kahramanı Necmi, bir üniversite öğrencisidir, babasıyla tartışmaktadır, anlaşamaz, sokaklara vurur kendini. "Bir kış günüdür, İstanbul mendebur, pis bir çehre altındadır. Üsküdar İskelesinin bekleme odasında iki hamal çocukla karşılaşır, onlarla konuşur, dost olur, yüreğinde yeniden bir sevgi, bir umut ateşi yanar. Şimdi artık rüzgar onu nereye götürürse götürsün, insanları bütün şevkati ve samimiyetiyle sevecektir.'' Necmi, dostlarıyla bir kahvededir. Aklında hep o soru vardır? Bir insanın değeri nedir? Bir insanın değeri ölçülür mü? Ölçülmezse neden o değeri bilmiyoruz? Bütün kutsal kitaplar, insanı öldürmeyeceksin, insanı eşit tutacaksın, yaratandan dolayı dediği halde, neden insanları öldürüp duruyoruz? Kahramanımız Necmi; aklıyla ve gerçekte yaşananlarla çatışma halindedir. Necmi, kahvede oturanlara seslenir: - Size bir soru soracağım, aramızda bu kadar eleştirmen, şair, sanatçı, tarihçi var. Bu sorumu önce birisine sordum, cevap veremedi, şaşırdı kaldı! Şimdi size sorayım: Louvre (Pariste bulunan dünyanın en büyük müzesi) yanmak üzre. Halk kapıları tutmuş,heyecan içindedir. Birdenbire siyah şapkalı, kravatlı adamlar, "Jakond'u, Jakond'u (Leonerdo Vinci'nin kavak ağacından pano üzerine yaptığı dünyanın en ünlü Mona Lisa portresi) kurtarın" diye bağırışıyorlar. Derken bir genç adam alevlerin içine dalar. Jakond'un bulunduğu salona girer, fakat tam orada küçük bir zenci çocuğunu görür. Gözleri dehşetten büyümüştür. Çocuk, gelen adama kollarını uzatır. jakond on adım ötedir. Düşünmeye zamanı
İlişkiler