"Biraz düşününce ailemiz de hayat
yolculuğunda karşılaştığımız müşterimiz
değil mi? İster VIP olsun ister davetsiz misafir, herkes birbirine müşteriye davrandığı gibi davransa kimse kimsenin kalbini kırmazdı."
Yedi yirmi dört, aslında daima tek bir düşünceye saplanıp kalsan? Peki, o tek
bir düşünce acıların üst üste gelmesinden oluşan bir anıysa? Acıya gömülen beynin
giderek ağırlaşır ve ondan kurtulamaz da uçsuz bucaksız bir denize düşersen, beynin dev bir sarkaç olup seni bir abisin içine sürükler. Ve sen çok geçmeden
aslında farklı bir yöntemle de nefes alabildiğini fark ediverirsin. Burnun, ağzın ya da solungaçlarından değil de başka bir şeyle nefes alır, insan olduğunu iddia etmene rağmen insan dışı bir varlık gibi yaşarsın. Acının anısını unutmak için açlığını dahi ihmal edip beynini alkolle
yıkamaya çalışırsın ama bu şekilde anılarının çoğu uçar gider ve sen kim olduğunu dahi söyleyemeyecek hale
gelirsin.
Başarı neden önemli, biliyor musun? Konuşma hakkı olan, başarılı ihtiyarlara bak. Yetmiş yaşını geçse de siyaset yapıyor, yönetici oluyorlar! Gevezelik etseler bile gençler
can kulağıyla dinliyorlar. Onların
çocuklari da sadıklar. Ama biz öyle degiliz. Biz batırdık. Neyin gevezeliğini yapıyoruz!"