Zira insan öğrendiğini unutuyor, ama hissettiği çıkmıyor sinesinden. Onun için belki de "Anladım ki, aklına geleni yazmak yazı yazmak değildir" diyor Cemil Meriç.
Güçsüz, çirkin, korkak, kokan ve hiçbir açıdan mazur görülmeyecek bir yaratık bile yine de hayatta kalmayı ve kendi tarzında mutlu olmayı ister. Var olan değer yargılarını alt üst edemez ya da kendimi başarılı kılamazdım, ama başarısızlığımı kabul edebilir ve onu en iyi şekilde değerlendirebilirdim. Ne olduğumu kabullenebilir ve bu koşullarda hayatta kalmak için çabalayabilirdim.
İnsan doğru niteliklere sahip olmak ya da doğru hisleri duymak istemiyor değildi, fakat bunları yapamıyordu. Doğru olan ile mümkün olan asla kesişmiyordu.
Şu anda tek bildiğimiz, kimi vahşi hayvanlar gibi hayalgücünün de esaret altında üreyemeyeceği. Bu gerçeği görmezden gelen her yazar ya da gazeteci aslında kendi mahvoluşuna çağrıda bulunmuş oluyor.