Burcu Karakaya

“Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi? Hiç vaktiniz yok! "Fast live", "fast food", "fast music", "fast love"... Dikte ettirilen "yükselen değerlerler", "in" ler, "out" lar... Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi… Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar: Size sesleniyorum… Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten, ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini ? Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını ? İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz mail arkadaşlarınıza ? Sevgiyi tuşlarla mı yaşarsınız ? Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir ? Ya da “Geri dönüşüm kutusunda” saklanabilir mi kaybolan zaman… Doğayı ekranlarına döşeyenler; neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını ? Ya da “ıslak toprak kokusu” var mıdır dosyalarınız arasında ? Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda ?.. Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor? Hayat ıskalamayı affetmez… “Keşke”lerle, “tüh”lerle baş başa kalmadan önce…”
Şiir