İnsan yapısı gereği, her zaman geleceğin, geçmişten daha iyi olacağı kanısındadır. Ancak George Orwell'ın 1984 romanı insanlığa alışılmışın dışında bir gelecek sunuyor. Kitap, adeta insanlığın nasıl nefretin ve sevgisizliğin esiri olabileceğini resmediyor. Düşünmenin suç olduğu, şahsiyetinin yok edildiği, insanların geçmişle irtibatının kesildiği, aile diye bir kavramın olmadığı ve mahremiyetin söz konusu dahi olmadığı bir toplum düzenini hayal etmek bile zor iken yazar bunu ustaca anlatmayı başarmış. Baştan sona doğru iyice kurgulanmış, muazzam bir zekanın eseri...
Kitabı okumaya başlar başlamaz kendinizi farklı bir dünyada hissediyorsunuz. Zulmün alkışlandığı, nefretin sürekli pompalandığı, gerçeğin sistematik olarak değiştirildiği; aka kara, karaya ak denildiği, bitmeyen savaşlarını hüküm sürdüğü, acıdan insanları zevk aldığı bir dünya.
Bu dünyada başında Büyük Birader'in olduğu İngSos iktidari... Kendi iktidarını sonsuza dek hüküm sürmesi adına yeni bir toplum düzeni tesis ediyor. Bu uğurda insanları tele-ekran vasıtasıyla sürekli gözetim altında tutuyor. İnsanların düşünmesini engellemek için bir yandan kavramların içini boşaltırken, diğer yandan kendi propagandası için yeni söylemler ortaya koyuyor.
Yasanın olmadığı, adaletsizliğin kol gezdiği, güven duygusunun tahrip edildiği, cehaletin hüküm sürdüğü bir ortamda insan nasıl insan olarak kalabilir ki.