gerçek yaşamla yaşanmamış yaşam arasındaki, olduğumuz kişiyle olmak istemediğimiz kişi arasındaki en kısa mesafe, ünlü ressam M.C. Escher'in şeytani bir acımasızlıkla tasarlamış olduğu bükümlü bir merdivendir.
Sabahları güneş doğduğunda ve güzel bir günü vaat ettiğinde şöyle haykırıyorum: işte yine insanların birbirlerinin hayatlarını zehredeceği harika bir gün! insanların birbirine zehredemeyeceği hiçbir şey yok. Sağlık, itibar, neşe ve istirahat! Bunları genellikle ahmaklıktan, anlayışsızlık ve dar kafalılıktan yapıyorlar, ancak onların söylediğine göre bunu iyi niyetten yapıyorlar. Bazen önlerinde diz çöküp kalplerini bu kadar öfkeyle doldurmamaları için onlara yalvarmak istiyorum.
akşamdan, gün doğumunu izlemeye niyetleniyorum fakat sabah olduğunda yataktan kalkamıyorum, gün boyunca ay ışığını bekliyorum, sonra akşam olunca odamdan çıkamıyorum. ne uğruna uyandığımı ne uğruna uykuya yattığımı bilmiyorum. bir zamanlar hayatımı harekete geçiren maya artık yok, eksik, derin gecelerde beni uyanık tutan ve sabahları uykudan uyandıran o dürtü yok oldu gitti.
tüm günümü bu insanların arasında geçirirken, onların neler yaptıklarını ve nasıl hareket ettiklerini gördükçe, kendi başıma kalmayı yeğliyorum. şüphesiz her şeyi kendimizle ve kendimizi her şeyle kıyaslayacak şekilde yaratılmışız, bu yüzden kendimizi kıyasladığımız nesnelerde şansı ya da laneti buluyoruz, işte bu durumda en tehlikeli şey yalnızlıktır.