gerçek yaşamla yaşanmamış yaşam arasındaki, olduğumuz kişiyle olmak istemediğimiz kişi arasındaki en kısa mesafe, ünlü ressam M.C. Escher'in şeytani bir acımasızlıkla tasarlamış olduğu bükümlü bir merdivendir.
Ben çocukken de bir yuvam vardı. Ve onu, ben seçmemiştim. Doğduğumda bana zorla benimsetmişlerdi, ben de sesimi çıkaramamıştım. Buradaysa irademle seçtiğim bir dünyadaydım. Benim yuvamdı burası. Tabii bunun, kusursuz bir yuva olduğunu iddia etmek zordu. Ama sorunlar ne olursa olsun, onları kabullenmeye karar vermiştim bir kez, çünkü bu benim seçtiğim yaşam biçimiydi. Sorunlar varsa eğer, ister istemez onların kökeninde benim de parmağım bulunuyordu.
Bir insan için bir başka insanı derinliğine tanımak olası mıdır? Birini gerçekten tanımak, hem zaman hem de içtenlikle harcanacak çaba ister, ama gene de özüne ne derece yaklaşılabilir ki?