Esved, Tuleyha, Secah ve Müseylime gibi yalancı elçilerin, çok sayıda ve oldukça nüfuslu insanlar tarafından tanınmış olmalarının sebepleri arasında kabile asabiyeti ve kabile istiklaline bağlılık da yer almaktadır.
Makrizî'nin "en-Nizave't-tehâsüm fi ma beyne Beni Ümeyye ve Beni Haşim" adlı kitabı da başından sonuna kadar Emevi ve Haşimi kolları arasında yıllarca sürüp giden bu kabile rekabetini anlatmaktadır.
Araplar Kureyş'ten çıkan elçiye tabi olmaktansa, kendi kabileleri arasından çıkıp elçilik iddia eden birinin göstereceği yolda yürümeyi daha uygun görecek kadar bu hususta ileri gidiyorlardı.
Her Arap, kendi kabilesinin üstünlüğünü fırsat düştükçe, muvaffak olabileceği nispette müdafaayı adeta bir vazife bilir ve hürriyetine olduğu kadar, asaletine de düşkünlük gösterirdi.
Araplarda kabileler arasında öteden beri rekabet eksik olmamıştır.
Hatta bunu, kuvvetini kaybetmiş, zayıflamış bir halde zamanımızda bile görmek mümkündür.