Sûfiler fıkıhçıların yolunu beğenmiyorlardı, bunun için islamı asıl kendilerinin doğru anladığını ve uyguladığını iddia ederek "ilm-i tasavvuf" diye yeni bir ilim sahası icad ettiler.
Cüneyd, sûfilerin Tevhid doktrinini Kur'an'daki "Elestü/Kur'an, 7: 172 " misakına dayandırıyor.
Ona göre insanın -ve insanlığın- bütün hayatı oradaki ahdi yerine getirmek ve "menşe'ine dönmek" olayından ibarettir.
Cüneyd'e göre insanın "mevcud olmadan evvelki" haline dönüşü Yaratıcı'nın hayatına girme manasına gelir; bu ise fena yoluyla beka bulmak demektir.
Yani sûfi ölerek hayat bulur, onun ölümü "hayat-ı asliyeye katılma" manasına gelir.