• Her zaman elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak, gereksiz bir yorgunluktur. Elinden gelenin en iyisini ne zaman yapacağını ve yapamayacağını bilmek daha mantıklıdır.
• İçselleştiriciler: Oldukça duygusal. Anlayışlı. Doğuştan olağanüstü hassas sinir sistemine sahip olabilirler. Duygularını hemen dışa vurmazlar. İlişkilerinde duygusal yakınlığın kalitesine aşırı hassasiyet gösterirler. Bu çocuklara göre bağ kurmanın bedeli başkalarını hayatlarında ilk sıraya koymak ve onları çok önemli hissettirmektir. Verici oldukları sürece ilişkinin devam edeceğini düşünürler. Yardım isterken, terapi dahil, kendilerini mahcup hissederler. Duygularının ciddiye alınmasına şaşırırlar. Çocukluğu boyunca hassas duygularından utandırılan içselleştirici, yetişkinliğinde derin duygularını göstermekten utanabilir. Birinin, kendisinin nasıl hissettiğiyle ilgilenmesi hoşuna gitmez. Ufak bir fark edilişte en üst seviyede minnet duyarlar. Fazlasıyla bağımsız olurlar. Duygusal ihmal, bağımsızlık hissini bir erdem haline getirebilir. Çocukken ihmal edilen birçok kişi, bağımsızlığın bir seçim değil gereklilik olduğunu fark etmez. Bir şeyler kötü gittiğinde kendilerini sorguladıklarından, suiistimal edilen şeyleri anlamazlar. Yetişkinlikte, iyi bir ilişki için tek başına bir insanı sevebilmeyi başarabilir. İlgiye muhtaç kişiler fırsatını buldukları anda hassas kişilerin ilgisini yakalar. Bu da içselleştiricilerin kendilerini, dengesiz ilişkiler içerisinde bulmasına neden olur.
• Baş etme yollarından birini aşırı benimseyenler, genellikle hayatlarında önemli sorunlar yaşar. Aşırı dışsallaştırıcılar, fiziksel semptomlar geliştirebilir, aşırı içselleştiriciler, depresyona meyilli olurlar.
• Duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynlerle baş etmenin 2 yolu: Sorunları içselleştirmek ya da dışlaştırmak.
-İçselleştiriciler: Zihinsel olarak aktif. Öğrenmeyi severler. Hatalarından bir şeyler öğrenmeye çalışırlar. Hassas yapı. Hayatı kişisel gelişim için fırsat olarak görür. Problemleri kendi başlarına çözmek için sorumluluk alırlar. Endişe duymalarının sebebi, başkalarını kızdırdıklarında kendilerini suçlu hissetmeleri ve sahtekar olarak görülmekten korkmaları. İlişkideki en büyük kayıpları fazlasıyla fedakar olmalarıdır.
-Dışsallaştırıcılar: Tepkisel. Kendi içlerine pek dönmezler, başkalarını suçlama eğilimindedirler. Hayat onlar için deneme yanılma sürecidir. Mutlulukları için dışarıda bir şeylerin değişmesi gerektiğine sıkıca inanırlar. Düşük özgüven ya da şişirilmiş benlik algısı. Madde bağımlılığı, bağımlı ilişkiler ve hemen memnuniyet sağlayan dışsal yatıştırıcılara bel bağlarlar. Endişe duymalarının nedeni, güven duydukları dışsal kaynakların kesilecek olmasıdır. İlişkilerde yaşadıkları en büyük sorunlar, dürtüsel davranan insanların cazibelerine kapılmaları, destek için başkalarına bağımlı hale gelmeleridir. Sürekli düşük özsaygı patlamaları yaşarlar. En uç noktada sosyopat insanlar var. Kilit nokta mutsuzluklarından dolayı başkalarını suçlama