Daha dokuz yaşındayken gelecekteki felaketlere hazırdım. Yaşamım sükûnet içinde başıma gelecek felaketleri beklemek ve onların hayatımın içine işlemesini izlemekle geçecekti.
Bir kez sevmiş olan ve halâ sevmeye devam eden insan, kendini sevmeye uygun hale getirmenin ne kadar zor olduğunu, nasıl uzun sürdüğünü bilir. İşte acı içinde bir daha kolay kolay tekrarlanmayacağını düşündüğün şey, bu sevme çabasıdır. Çekilen bu acı insanın içinde bir sevme tembelliği yaratır. Acı çeken birdenbire, bu zor işi boşu boşuna yaptığı korkusuna kapılır.
Oradan oraya gitmenin hiçbir sonucu olmadığını anlayana kadar insan uzun mesafeler kateder ve orada kalakalır. Oradan oraya gitmek yerine oradan oraya bakınmaya başlar.
Ancak en önemli yaşam deneyimlerimden biri, bir zamanlar çektiğim sıkıntıların eninde sonunda gereksiz ve asılsız olduğunu fark etmem. Bu yüzden hayatın benimle dalga geçtiğini düşünüyorum.