Çok konuşuyorsun diye paylıyorum. Çok dinliyorsun, çok kahve içiyorsun, yabancı odalarda çok uzun oturuyorsun, gereksiz şeylere çok fazla kafa yoruyorsun, çok fazla umutlanıyor, kendini çok fazla avutuyorsun.
Annesi olmayan ya da istismarcı bir annesi olan annelerin, kendilerinin annesi olamamışken kızlarının annelerinin olmasına içerlemeleri alışılmadık bir durum değildir. Terapide, anne genellikle kızının, kendisinin sahip olduğundan fazlasına sahip olduğu konusundaki duygularını inceleyince; kızının annesi olduğu için onu kıskandığını görürüz.
Bilmek için kendimize izin vermediğimiz şey, bizi kendimize yabancı bırakır, dolayısıyla başkalarını da tanıyamaz veya onlar tarafından tam olarak tanınamayız.
Duygusal mirasımız davranışlarımızı, algılarımızı, duygularımızı, hatta anılarımızı şekillendirir. Küçük yaşlardan itibaren anne babalarımızın işaretlerini takip etmeyi öğreniriz; onların yaralarının etrafından dolaşmaya, deşilmemesi gereken şeylere değinmemeye ve asla dokunmayaya çalışırız. Hem onların acılarından hem de kendimizinkinden kaçmaya çalışırken, gözümüzün önünde olana karşı kendimizi kör ederiz.