"Artık kimsenin sıkılmaya tahammülü yok."
"Aynen öyle! Gençler için her şey hep aşkın o ilk coşkulu hali gibi olmalı, hiçbir şey sıradan olamaz, odaklanma süreleri ışıltılı bir topun peşinden koşan kedi yavrusununkinden farksız."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hikaye anlatmak Jim'in hayattaki en büyük yeteneklerinden biri değildi. Karısı hep onun bir fıkrayı can alıcı noktasından anlatmaya başlayan, sonra da durup, "Hayır bir dakika, ondan önce bir şey olmuştu. Hayatım, o komik kısımdan önce olan neydi?" diye soran, ardından da en baştan anlatmaya çalışıp yine beceremeyen biri olduğunu söylerdi. Filmlerin sonunu asla hatırlamazdı, o yüzden kaç kere izlerse izlesin katilin kim olduğunu öğrendiğinde şaşırırdı. Parti oyunlarında ve televizyondaki bilgi yarışmalarında da pek becerikli sayılmazdı. Karısı mı? O sadece gülerdi. Jim bunu çok özlüyordu. İster onunla birlikte gülsün isterse ona, güldüğü sürece umurunda değildi.
Bütün hayatını çalışarak ve alelacele eve dönerek geçirmişti ve iki tarafa da yetemediğini düşünerek hep vicdan azabı çekmişti. O şartlar altında, hiçbir şeye yetemeyen diğer insanlara anlayış göstermek kolaydı.