Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür, bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar.Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam:Bu köprüyü geçip bana gelir misin? İşte o anda artık bunu istemeyiverirsin;sorumu tekrarlarsam öylece suskun kalırsın. O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer; bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar örülüverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız. Ama o küçücük köprüyü düşündüğünde,sözcüklere sığmayacak kadar büyüyüverir gözünde;yutkunur ve şaşar kalırsın. "
Kemikleri,eti,bağırsakları ve kan damarlarını kaplayan deri nasıl insan görünümünü katlanabilir hale getiriyorsa,ruhun çalkantıları ve ihtirası da kibirle kapatılmıştır;o,ruhu kaplayan deridir.