Yoga serilerinin ayakta yapılan ilk bölümü oturarak veya yatarak yapılan pozlardan oluşan sonraki bölümlerinde farklı bir işleve sahip. Ayaktaki serilerde amaç bedeni , zihni, nefesi asanaya (oturularak yapılan pozlara) hazırlamak. Hazırlıksız yapılan asana ham meyveyi dalından koparmak gibi bir şey.
Akıllıca tasarlanmış bir yogasana serisinde her öne katlanma onu takip eden bir arkaya katlanmayla dengeleniyor. Poşçimottanasana'yı purvattanasana izliyor. Biraz içe, sonra dışa, sonra içe, sonra dışa.
Ne demişler?
Kainatın her katmanında hareket durağanlığa, durağanlık da harekete hayat verir, alem böyle döner durur.
Ne yediğimiz niye önemli peki?
Çandanga Upanişad'da yazmış üstatlar:
Katı gıdaların dış katmanı dışkıya, orta katmanı ete, özü ise zihne dönüşür.
Sıvı gıdaların dış katmanı idrara, orta katmanı kana, özü ise nefese dönüşür.
Ateşin (sindirim sistemi) dış katmanı kemiğe, iç katmanı iliğe, özü ise söze dönüşür.
Damağını terbiye eden kişi bedeninin ve zihninin efendisi olurmuş. O kişinin kanı temiz akar, iliği, kemiği, nefesi güçlenir ve söz ağzından bir tatlı dökülürmüş.
"Ve Öncelikle" dedi, "kendinle kurduğun ilişkiye bakacaksın. Baskı anında, ağrı anında, sıkıntı anında kendinle nasıl bir ilişki kuruyorsun? Çünkü kendimizle kurduğumuz ilişki diğerleriyle kurduğumuz ilişkinin aynası. Kendinden -ilişkiden- kaçarak mı, orada olup yaşayarak mı? Kaçmak ilişki kurmak değil. İlişkiyi kırmak. Kendini kötülüyor, hırpalıyor musun? Kendine sevgiyle yaklaşabiliyor musun? Başlıca kural orada olup ilişkinin varlığını tanımak. Dolayısıyla önce durgun sularda seyredip kendimizi merak etmek, keşfetmek ve oradan diğerine ulaşmak...