"Bana anlatılanlara göre Hagel ölüm döşeğindeyken, kendisini bir tek öğrencinin anladığını, ama onun da yanlış anladığını söylemiş! Benimse, yanlış bile olsa anlayan tek bir öğrencim olmadı."
Yaşadığınız mutluluğun bile fabrika üretimi olduğunu düşünün. Siz her zerrenizle fabrikada üretilen bir eşya gibisiniz. Tek amacınızın topluma faydalı olmak olduğunu. Mesela cesediniz çok iyi bir fosfor kaynağı olacağı için yakılacak. Bundan rahatsız değilsiniz ve su içmek kadar normal bir şey bu. Çünkü herkes herkese aittir. Böyle olmasa nasıl faydalı olacaksın topluma saçmalama lütfen. Tabiki de isteyen herkesle cinsel ilişki yaşayacaksın. Çünkü insanlara faydalı olmalısın. O ne öyle anne, baba, aile, aşk vs. Müstehcen şeyler bunlar. Çok dile getirilmez zaten sus. Hayatın üzerine de çok düşünme zaten üretilirken kaderinden fiziksel özelliklerine kadar her şeyin düşünüldü merak etme sen. Sen hatta hiç bir şey düşünme. *"Çünkü düşünmeye başladığın an birey olursun."
Evet dostlar Cesur Yeni Dünya tam bir distopya eseri. Herkes 1984'le karşılaştırmış ve benzetmiş ama birbirlerinin zıttı iki eser. 1984 'te sahici bir mutsuzluk atmosferiyle karamsarlığa kapılırken, Cesur Yeni Dünya'da suni/ şartlandırma bir mutluluk atmosferiyle acaba benim şimdiye kadar yaşadığım duygularda mı suniydi diye endişeleniyorsunuz. Sonra dibine kadar yaşadığınız mutsuzlukları hatırlayarak derin bir ohh çekiyorsunuz. Çünkü bu yeni dünya da mutsuz olmanıza bile izin verilmiyor. Sonra mazAllah yalnız falan kalıp düşünmeye başlarsınız. Nolur nolmaz. Devlet tarafından ücretsiz temin edilen soma adlı uyuşturucudan kullanıp anında mutlu mesut oluyorsunuz.
Aslında kitapta bahsedilen iki adet dünya var. Diğer dünya bahsettiğim bu düzene dahil edilmemiş, aile kavramının devam ettiği, doğayla iç içe bir dünya. Yazar bu totaliter dünya ile ilkel yaşamın çatışmasından bahsetmiş olsa da aslında ikisini de desteklemiyor. Şöyle ki ilkel yaşamı totaliter dünyayı iğnelemek için kullanmış ama ilkel
Yaşadığınız mutluluğun bile fabrika üretimi olduğunu düşünün. Siz her zerrenizle fabrikada üretilen bir eşya gibisiniz. Tek amacınızın topluma faydalı olmak olduğunu. Mesela cesediniz çok iyi bir fosfor kaynağı olacağı için yakılacak. Bundan rahatsız değilsiniz ve su içmek kadar normal bir şey bu. Çünkü herkes herkese aittir. Böyle olmasa nasıl faydalı olacaksın topluma saçmalama lütfen. Tabiki de isteyen herkesle cinsel ilişki yaşayacaksın. Çünkü insanlara faydalı olmalısın. O ne öyle anne, baba, aile, aşk vs. Müstehcen şeyler bunlar. Çok dile getirilmez zaten sus. Hayatın üzerine de çok düşünme zaten üretilirken kaderinden fiziksel özelliklerine kadar her şeyin düşünüldü merak etme sen. Sen hatta hiç bir şey düşünme. *"Çünkü düşünmeye başladığın an birey olursun."
Evet dostlar Cesur Yeni Dünya tam bir distopya eseri. Herkes 1984'le karşılaştırmış ve benzetmiş ama birbirlerinin zıttı iki eser. 1984 'te sahici bir mutsuzluk atmosferiyle karamsarlığa kapılırken, Cesur Yeni Dünya'da suni/ şartlandırma bir mutluluk atmosferiyle acaba benim şimdiye kadar yaşadığım duygularda mı suniydi diye endişeleniyorsunuz. Sonra dibine kadar yaşadığınız mutsuzlukları hatırlayarak derin bir ohh çekiyorsunuz. Çünkü bu yeni dünya da mutsuz olmanıza bile izin verilmiyor. Sonra mazAllah yalnız falan kalıp düşünmeye başlarsınız. Nolur nolmaz. Devlet tarafından ücretsiz temin edilen soma adlı uyuşturucudan kullanıp anında mutlu mesut oluyorsunuz.
Aslında kitapta bahsedilen iki adet dünya var. Diğer dünya bahsettiğim bu düzene dahil edilmemiş, aile kavramının devam ettiği, doğayla iç içe bir dünya. Yazar bu totaliter dünya ile ilkel yaşamın çatışmasından bahsetmiş olsa da aslında ikisini de desteklemiyor. Şöyle ki ilkel yaşamı totaliter dünyayı iğnelemek için kullanmış ama ilkel