Edebiyat,dil bahçesinde esen bir rüzgârdır. Yaprakları kımıldatır, bir fırtına olur, onu savurur, bütün bu kımıldanışlar,savruluşlar dil üzerinedir ve esaslı izler bırakır.
Edebî hâdiselerin hududunu çizebilirsek yolumuzun hayli aydınlanacağı âşikârdır. Zannediyorum ki bütün güçlükler,edebiyat ve dolayısı ile edebî hâdiseler hakkında sarih bir fikre sâhib olmayışımızdan neş'et etmektedir. Eğer bu sarâhat te'essüs etmiş olsaydı edebiyat tarihini yazarken en mantıkî yolu ihtiyar eder,yani asıl edebî hâdiseyi ele alır ve onu işlerdik.