Bazen olmuyor...
Hatta o kadar güzel olmuyor ki,
Ancak bu kadar güzel olmayabilirdi diyorsun.
Bir gün her şey yoluna girerse, umarım halâ hevesim ve isteğim kalmış olur.
Ailem tarafından azarlandığımda asla karşılık vermezdim,bir kez bile. En küçük azarlama bana kulakları sağır eden bir gökgürültüsü gibi gelirdi ve beni o kadar büyük bir güçle yere sererdi ki çıldıracak gibi olurdum. Bu tür azarlamalar,karşılık vermek şöyle dursun,nesilden nesle ve sonsuz çağlar boyunca yankılanan derin “bir” gerçeğin beyanı gibiydi. Bu “gerçeği” ihtiva edecek gücüm olmadığı için o yaştayken bile insanlar arasında yaşayamacağımdan şüphelenmeye başlamıştım. Ne başkalarıyla tartışabilir ne de kendimi savunabilirdim. Biri beni eleştirirse,ilk düşüncem karşımdakinin tamamen ve bütünüyle haklı olması gerektiğiydi, çok büyük bir hata yapmış olmalıydım,her şey bu kadar basitti işte. Bu tür saldırılara uysal bir sessizlik içinde katlanırdım ama içten içe ıstırap içinde kıvranır,dehşetten delirirdim neredeyse.
Mutluluk fikrimin diğer herkesin mutluluk fikriyle tamamen çelişmesinden korkuyorum. Bu korku beni tüketiyor,bazen geceleri kıvranmaya,acı içinde inlememe,deliliğim eşiğine gelmeme neden oluyor.
Mutlu muyum? Aslında küçüklüğümden beri insanlar sürekli şanslı biri olduğumu söylüyor ama bana sorarsanız cehennemde gibi hissediyorum,bana şanslı olduğumu söyleyenlerse benimkiyle kıyaslanamayacak ve ölçülemeyecek kadar mutlu görünüyorlar.