“Hayatımız sürüklenen kumlardan meydana gelen geçici oluşumlardır, bir rüzgarla kurulur, bir başkasıyla yıkılır. Doğru dürüst kurulmadan dağılıp giden nafile oluşumlardır.
Artık kendi değildi, demişti Adriana ve o yabancı, yabancılaşmış kardeşiyle artık ilgilenmek istemiyordu. Uzakta. Çok uzakta.
İnsan ne zaman kendisidir? Her zaman olduğu gibiyken mi? Kendini hep gördüğü biçimdeyken mi? Yoksa düşüncelerin ve duyguların yakıcı lavları bütün yalanları, maskeleri ve kendini kandırışları içine aldığı zaman olduğu gibi mi? Bir insanın artık kendi gibi olmadığından yakınanlar çoğu kez başkalarıdır. Belki aslında şöyle demek gerekirdi: Artık olmasını arzuladığımız gibi değil o. Sonunda bütün bunlar, alışılmış olanın tehlikeli biçimde sarsılmasına karşı, karşımızdakinin sözüm ona iyiliği için duyulan kaygı ve ilgi maskesi altında sunulan bir slogan sayılmaz mıydı?”