📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kaç kurbanın ağırlığını taşıyordu vicdanında acaba? Bilinmiyor. Romanya'da hâlâ ölüler sayılıyor; Macaristan'da 1956'daki ölü sayısı otuz bindi. Asıl hesaba sığmayacak bir şey varsa o da, diktatörlüğün Doğu Avrupa ülkelerinde felsefeye, sanata ve edebiyata verdiği zarardı, Sovyetler Birliği, dayatmacı ideolojisiyle bu ülkelerin ekonomik kalkınmalarına engel olmakla kalmayıp onların ulusal kültürlerini ve kimliklerini de boğup yok etmeye çalıştı.
Başlangıçta yalnızca tek bir dil vardı. Bu dil nesnelerdi, şeylerdi, duygulardı, renklerdi, rüyalardı, mektuplardı, kitaplardı, dergilerdi.
Başka bir dilin var olabileceğini, bir insan evladının anlayamayacağım bir kelime telaffuz edebileceğini hayal bile edemezdim
...
Kasaba civarına yerleşmiş Çingenelerin başka bir dil konuştuğunu söylüyorlardı ama ben bunun gerçek bir dil olmadığını, tıpkı küçük kardeşimiz Tila anlamasın diye Yano'yla uydurduğumuz gibi, yalnızca kendi aralarında anlaşmak için uydurdukları bir dil olduğunu düşünüyordum
...
Hem çanak çömleklerini, hasır sepetlerini satmak için kasabaya geldiklerinde "normal" konuşuyorlardı bizimle aynı dilde.
...
Otuz yılı aşkın bir süredir Fransızca konuşuyorum, yirmi yıldır Fransızca yazıyorum ve bu dili hâlâ bilmiyorum. Hatasız konuşamıyorum, sık sık başvurduğum sözlüklerin yardımıyla yazabiliyorum ancak.
İşte bu nedenle, Fransızcaya da düşman dil diyorum Bunun bir başka nedeni daha var, çok daha beter bir nedeni: Bu dil yavaş yavaş ana dilimi öldürüyor