Sana akıttığım gözyaşlarım ahirette kul hakkım olsun.Yattığın yatağın diğer tarafında biri varken bile yalnızlığı hisset.
kırılan camları önce bir beze sarıp, keskin olmayacak şekilde çöpe atalım lütfen. hayvanlar çöpleri karıştırırken zarar görebiliyorlar. yere sigara izmariti atmayınız, kül atmayınız, ateş atmayınız lütfen, karınca gibi canlılar yanabilir.
1000Kitap
Reklam
İnkisâr Etme Gönül İnkisâr etme gönül, Bu dünyada kalan mı var? Ömür boyu yeter sana, Seni senden alan mı var? Dünya seni ne bilsin, Sen kendinde gizlisin. İçindeki seni inkisâra Kurban etmeyesin. Kurbanda kıymet bilen mi var? Âlem ne ki, sen ne olasın? Bir edepsizlikten beri durasın. Varsa hatan, aynada Yüzüne vurasın. Seni senden başka gören mi var? Unutma, Rabbine sığınır her kul. Sen de içinde Rabbini bul. Şu dünyada kim kime kul? Seni sende seven mi var? İnkisâr edersin boş yere, Kan içinde hayat yok yine. Karnı aç olan var, Kalbi tok yine. Tıkabasa yediğin lokmayı Elinden alan mı var?
Kula kul köle olmak yapımda yok arkadaşlar. Allah, Kendinden başkasına boyun eğdirmesin.
Allah'ı bilmek başka, iman etmek başkadır. Bilmek akılla ilgilidir, iman ise kalple. ​Şeytan da Allah'ı biliyordu. Hatta meleklerden daha çok biliyordu; ismini, kudretini, azametini, cennetini ve cehennemini tanıyordu. Ama bildiği halde secde emrine karşı geldi. Kibri, bildiği o büyük gerçeği imana ve teslimiyete çevirmesine engel oldu. Bilmek, bir hakikatin varlığını kabul etmektir; iman etmek ise o hakikatin karşısında kibrinle yok olmak, sonsuz aşkınla var olmaktır.. ​İman etmek, sadece zihinde onaylamak değil; bildiğini tasdik etmek, teslim olmak ve boyun eğmektir. Sadece "Allah var" demek yetmez. Firavun da boğulurken, "İsrailoğullarının inandığı ilahın hak olduğunu anladım" dedi. Bildi. Ama o bilgi, can boğaza gelmeden önce kalpte bir "teslimiyet"e dönüşmediği için, sadece bir itiraf olarak kaldı ve fayda vermedi. ​Bilmek, ham ve kuru bir malumattır; bir nakil işidir. İman ise o malumatla yanmak, aşkla yaşamaktır; bir hal işidir. Bilgi, insanı bir kürsüye çıkarıp alim yapar; iman ise insanı secdelere indirip kul yapar. ​Ebu Cehil de Peygamber’i biliyordu. Nesebini, dürüstlüğünü, "Emin" oluşunu en yakından bilenlerdendi. Kendi aralarında "Muhammed yalan söylemez" diyorlardı. Bildiği halde iman etmedi. Çünkü iman, dünyevi menfaatlere, kökleşmiş gurura, nefsin "ben" diyen sesine rağmen, her şeyden vazgeçip "Lebbeyk" (Emret Allah'ım, buradayım) diyebilmektir. Bilgi bir ışıktır; ancak iman, o ışığın içinde saklı aşkı bulup ruhunda sonsuza dek yaşamaktır. Bir yanda şüphe barındırmayan bir malumat, diğer yanda hiçbir hesap gütmeyen bir teslimiyet... Biri zihni aydınlatır, diğeri ruhu diriltir. İnsanın kurtuluşu, bildiği her şeyi kalbinde O'nun rızasıyla yoğurup ebedi bir "aşk"a dönüştürebilmesindedir. ___ /Güven Taşdemir
İmam-ı Rabbânî Hazretleri buyuruyor ki:
Her gün insanın karşılaştığı her şey, Allahü Teâlâ'nın dilemesi ve yaratmasıyla var olmaktadır. Bunun için, iradelerimizi Onun iradesine uydurmalıyız! Karşılaştığımız her şeyi, aradığımız şeyler olarak görmeliyiz ve bunlara kavuştuğumuz için sevinmeliyiz! Kulluk böyle olur. Kul isek, böyle olmalıyız! Böyle olmamak, kulluğu kabul etmemek ve sahibine karşı gelmek olur. Allahü Teâlâ: (Kaza ve kaderime razı olmayan, beğenmeyen ve gönderdiğim belalara sabretmeyen, benden başka Rab arasın!) buyuruyor. Mektubat-i Rabbani (3/59) Mektubatı Rabbani Tercümesi (2 Cilt Takım) İmam-ı Rabbânî
1000k
Reklam
Reklam