Aşk. Üreme bir temel ihtiyaç aşk da bunun bir uzantısı. İçini açtığımızda nedir peki aşk? Şu filmlerde dizilerde olduğu gibi problemlerle karşılaşıp sonunda kavuşup evlenmek mi? Şüphesiz bu da bu duygunun bir sonucudur. Peki gerçekten evlendikleri an sonsuz kadar mutlu mu yaşıyorlar? Sonsuza kadar mutlu yaşamalarının sebebi evlenmeleri mi? O zaman aşk nihai amaçları mı olmuş oluyor? Yani hayatlarının tamamlanmışlığının koşulu üreme mi? Aşk her yerde kendini piyasaya sürüyor. Daha doğrusu sürdürülüyor ve onu sürenler de baya kâr ediyor doğrusu. İnsanlar nereye baksa gördükleri bir şey hâline geliyor. Öyle de. Çünkü yaşamın bir gerçeği. Ancak bu gördükleri şeylere bakıp kendilerini eksik ve yarım, huzuru bulamamış hissediyorlar. Gerçekten öyle mi? İnsanlar çift mi yaratıldı? Eksik parçanı mı bulman gerekiyor? Yoksa hepsi palavra mı? Doğrusu eksik çiftini yaratan kişi yine insandır. Köyde kendini bilmeyen bir kadına 4. kuma olarak gittiği toprak ağasının onun ruh eşi olduğunu söylersen ne diyorsun diye bakar muhtemelen sana. O halde o kadının ruh eşi başka bir yerde ruh eşsiz mi kaldı? Birbirlerini bulamadıkları için mutlu olamadılar mi? Ya da kendilerini bulamadıkları için mi?
Bir peygamber ile bir fahişenin ruh eşi olduklarını söylersem bana güler misiniz? O halde ruh eşi işi koşulsuz olmuyor diye mi çıkarım yapmalıyız? Belki başka bir hayatta bir bakire olursa ruh eşi olabilirler dersiniz muhtemelen. Evet işte ruh eşi bile şartla olunan bir şey hâline geldi. Sen neysen ruh eşin bu hayatta senin sınırların içinden biri olmuş oluyor. Yani ruh eşini seçmek isteyen kendini seçmeli. Kendini bulmalı. Külkedisi masalları başlı başına bir komedi. Prens gelecek ve seni kurtaracak. Kurtarılmasına karşı değilim. Benlik duygusu yitirilmiş kadınların masallara konu olmasının ve