Yanıyor ve sanki içimde bir kelime çölü oluşuyor, kelimeler sıcak, kuru kuma dönüşüyor, kavurucu parçacıklara ayrışıyor.
Yanakları saçları gözleri yanmış Zehirli gaz bombaları Yılan gibi sokmuş yalamış gövdelerini Ağızları, küçücük dilleri yanmış Bütün Beyrut sapsarı kalmış Sanki ağlamak imkansız Başları Paletlerle ezilmiş babaları Yahudi doğramış analarını Binlerce çocuk topların betonların altında Beyrutun gözyaşları şimdi Kudüsün yanıbaşında Müslümanlarsa uzakta Sanki başka Gelinmez bir dünyada Acın bir vadi Zehirli çiçekler bir ova gibi karşımda Gözüm baksın sadece Ayrıntıları Kıvrılıp kırılmış bilekleri Kemikten yakılmış etleri Kuma serilmiş cesetleri Büyük ajansların yaydığı resimler Bir seyirci gibi görsün dursun Bir kadın gibi ağlasın..
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mason sırlarını paylaşma ihanetinde bulunduğu takdirde maruz kalacağı cezalar kan dondurucudur: "Cezam boğazımın yarılması,dilimin kökten sökülmesi ve günde iki defa medcezir yaşanan bir kumsalda kıyıdan yüz kulaç mesafede,suyun en alçak seviyesinde kuma gömülmemden daha azı olmasın." Bu sözleri söyleyen aday,yeminini kutsal kanun kitabını öperek mühürler. Artık "yeni mükellef (newly obligated)" mason olmuştur.
Sayfa 34·Kitabı okuyor
Alıntı
Birbirimizi anlayamayacağız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın, iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz. Ayrıca, çok fazla konuşuyoruz. Sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz. Oysa sessizlikte, sezinlediğimiz ama tanımadığımız dürtülerin, özgürlüğün ve gelişigüzelliğin son noktası saklıdır. Sözcükleri kullanmakla, sessiz dünyaya kendi düzenimizi zorla kabul ettirmiş oluruz. Kendimizi güvende hissederiz. Sözcük kullanmamız, etrafı izleme, bilinmeyeni sorgulama, sözlü tanıma haritası olmayan şeyleri sözcüklerle kodlama eğilimimizden doğan bir gücün işaretidir. Sözcükleri kullanmakla, çevremizdeki şeylere sahip oluruz. Sahip olunca da kendimizi güçlü, her şeyi denetleyen bir konumda hissederiz. Aymazlığımızın doruğu da budur işte. Başını kuma gömen devekuşundan farksız bir durum.
Sayfa 35 - İletişim Yayınları
İyi geceler
"Varsın kırmızı ışıkta dursun otomobiller; ben serilip yere, gökte kaç yıldız var acaba, diye sayacak kadar hayalpe­rest, pervasız, korumasız ve sonsuza kadar salak kalacağım! Yemin ettim, ruhumun üstüne kuma almayacağım! "
Sayfa 83 - Sel Yayınları
Alıntı
"Johnny reserve tonight for me keep it exclusively for me alone" diye başlayan pek hafif bir dans melodisini on bin kere dinliyorum. Bir sayfa, tek bir sayfa, ilk sayfayı okuyorum ve mektubu yanıma yatırıyorum ve hayvan gibi böğürerek avaz avaz ağlamaya başlıyorum. Ne kadar ağladığımı hatırlamıyorum. Sonra Kağan gelmiş, bir ölü, bir ceset gibi uyuyormuşum, mektubu kaldırıp yerine uzanmış. Akşamüstü uyandık. İki düş hatırlıyordum bu günü silen uykudan. Birinde bir yaratık doğurmuşum babamdan, annem babam ve o yaratık bir aradayız ama o yaratık aynı zamanda benim, bir yandan babası da benim, bir kavga var annemle aramızda, kuma gibiyim ben, annem bana bağırıyor "ne olacak" diyor kucağımdaki yaratığı işaret ederek "o da babası gibi bir çöl faresi."
Sayfa 146
Alıntı