Saatlerini doğanın ve iç dünyalarının çevrimine ayarlayanlar, güneşi ve gökyüzünü görebilenler, hayatı uzun bir şimdi veya yekpare, geniş bir an olarak yaşayabilenler, ‘içime çektiğim hava değil gökyüzüdür’ diyebilenler, eve mutlu dönüyor.
Yürünerek gidilebilecek yerlere yürünmeli, yürürken düşünmeli. ‘Yürümenin erdemleri’ni doya doya tatmalı insan. Yürümekle bedenimizi fark ederiz, o bedeni bize vereni fark ederiz. Yürümek, bu bakımdan şükrün ifasıdır.
Son söz niyetine: Yavaşlayın! Bu hayattan sadece bir defa geçeceksiniz.
Bu topraklarda birbirimize hoşça bakarak yaşayabilmek için ‘kalpten kalbe giden yol’u diriltmemiz, ‘kibir ve önyargı’dan sıyrılarak yârenlik ve sohbeti ihya etmemiz gerekiyor.
Ne yaşadiysanız yüzünüze yansır, insanın yüzü bir kitap gibi okunabilir, ifadeniz bomboşsa da hiçbir şey yaşamadığınız fark edilir. Bundan kaçının, monotonluktan uzaklaşın.Yüzünüz ifadesiz kalmasın.