Geri Bildirim
  • Size, her hâdiseye uygun bir künye haber vereyim mi ?

    Olabilir oğlu olabilir...
  • Olmaz diye bişey yok olabilir,olabilir...
    Size her hadiseye uygun bir künye haber vereyim mi ?
    Olabilir oğlu olabilir...
  • 623 yıl süren Osmanlı tarihi boyunca 36 padişah gelmiş olup kitapta Osman Gaziden başlayarak VI. Mehmed (VAHDETTİN) e kadar padişahların kısa tarihçesi yer alıyor.
    Padişah baba ve anne ismi doğum-ölüm tarihleri, kaç yıl tahta kaldığı, devletn sınırları ve erkek-kız çocuk isimleri verilerek künye oluşturulmuş arka sayfasına padişahın bir resmi yerleştirilmiş.
    Padişahların karakterleri, eğitimi ve zamanaında gerçekleşen savaşlar ve antlaşmaları anlatan kısa ama yoğun bir kitap.
    Tarihi sevdiren, akıcı, özet bir eser.
  • Cahit Sıtkı askerliğini yedeksubay olarak yapmak üzere birliğine
    gider.O yıllarda yedeksubay sayısı az olduğundan her yedek subaya emir
    eri verilmektedir. Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye
    defterini ister.Sırayla isimlere bakmaktadır bir isim dikkatini
    çeker.Abbas oğlu Abbas.. elindeki sakatlıktan yüzünden çürüğe ayrılmış
    biridir Abbas..Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini
    ister.Öğle saatlerinde kapı çalınır.karşısında civan mert yiğit biri selam çakıp;

    ” -Abbas oğlu Abbas emret komutanım!.. ” der..
    aralarında söyle bir konuşma geçer.
    “-nerelisin?
    “-vatanın her yeri benim, bende vatanın eriyim komutanım,”
    “-aslende Mardin, Midyat kazasından”
    “-sen benim emir erim olurmusun?
    “-siz bilirsiniz komutanım!.

    askere eşyalarını toplamasını emreder ve kendi evinin altındaki boş yere
    taşınmasını ister.Zamanla askerin zekiliği sıcakkanlılığından
    etkilenir.Abbas her sabah erkenden kalkar Cahit Sıtkı ‘ ya kahvaltı
    hazırlar,öğle yemeğini sormadan getirir,tüm ihtiyaçlarını;
    karşıdan bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir.Erkenden kalkıp
    Cahit Sıtkı ‘ nın kıyafetlerini ütüler hazırlar ve evin temizliğini yapar..

    Akşamları olunca Cahit Sıtkı ‘ nın sevdiği yemek ve mezeleri
    hazırlar..zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden daha güçlü bir
    dostluk bağı oluşur. Bu saf ve temiz anadolu çocuğundaki sadakat ve
    temiz yürekten etkilenmiştir Cahit Sıtkı.. Zaman zaman karşısına alıp
    dertleşir ve bu anadolu çocuğunun ruhunda gizli şeyleri keşfeder..

    Akşamları rakı sofrası kurup en güzel kızartma ve
    mezeleri hazırlar Abbas..aralarındaki duygu bağları güçlenir.
    böyle bir keyf geçesi akşamında, alkollü Cahit Sıtkı sorar;

    “-sen istanbul ‘ u bilirmisin Abbas?
    “-bilirim komutanım..
    “-orda bir Beşiktaş var bilirmisin?
    “-bilirim komutanım!.ben orda acemi birliğindeydim. .
    “-orda benim bir sevgilim var..sen bana kaçırıp 0nu getirirmisin?
    “-emriniz olur komutanım!

    sabah olur Cahit Sıtkı bakar ki..Abbas yeni takım elbise giymiş
    kıravat takıp, traş olmuş hazırlanmış. Cahit Sıtkı sorar;
    “-takım elbiseyi nerden temin ettin? nedir bu hal”

    “-elbiseyi, bir tüccardan selamınız mukabili ödünç aldım.
    “-niçin? ne yapacaksın böyle?
    “-siz emrettiniz ya bana..ben gideceğim ve size sevgiliyi akşama getireceğim!..

    gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine arkasını dönüp
    kapıyı çarpar ve çıkıp gider Cahit Sıtkı..fakat bu mert askerin,
    yüreği sevgi dolu anadolu çocuğunun samimiyeti ve sıcaklığından
    duygulanır..

    Beyoğlu’nda mudavimi olduğu meyhaneye gider
    vakit öğle üzeri olduğundan, mekan henüz yeni açılmaktadır,
    Meyhaneci, kızgın bir ifade ile,
    “-güneş tepede, bu saatte gelinir mi? Şimdi git akşam gel” der.
    akşam olur..
    Meyhanenin bahçesinde ağaç altında rakı sofrası kurdurur ve
    Abbası karşısına oturtur..birlikte yer içerler.
    Cahit Sıtkı o meşhur şiirini kaleme döker…

    ABBAS
    Haydi Abbas, vakit tamam;
    Akşam diyordun işte oldu akşam.
    Kur bakalım çilingir soframızı;
    Dinsin artık bu kalb ağrısı.
    Şu ağacın gölgesinde olsun;
    Tam kenarında havuzun.
    Aya haber sal çıksın bu gece;
    Görünsün şöyle gönlümce.
    Bas kırbacı sihirli seccadeye,
    Göster hükmettiğini mesafeye
    Ve zamana.
    Katıp tozu dumana,
    Var git,
    Böyle ferman etti Cahit,
    Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
    Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan..
  • HAYDİ ABBAS..
    Cahit Sıtkı askerliğini yedeksubay olarak yapmak üzere birliğine gider.
    O yıllarda yedeksubay sayısı az olduğundan her yedeksubaya emir eri verilmektedir. Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye defterini ister. Sırayla isimlere bakmaktadır ki bir isim dikkatini çeker. Abbas oğlu Abbas..
    Sakat çolak eli yüzünden çürüğe ayrılmış biridir Abbas.. Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister. Öğle saatlerinde kapı çalınır. Karşısındaki civan mert yiğit biri selam çakıp;
    - Abbas oğlu Abbas, Emret komutan!.. der..
    Aralarında şöyle bir konuşma geçer;
    - Nerelisin?
    - Memleket Mardin, kaza Midyat komutan.
    - Sen benim emir erim olurmusun?
    - Sen bilir komutan!.
    Askere eşyalarını toplamasını ister ve kendi evinin altındaki boş yere taşınmasını ister. Zamanla askerin zekiliği sıcakkanlılığından etkilenir. Abbas her sabah erkenden kalkar, Cahit Sıtkı'ya kahvaltı hazırlar. Öğle yemeğini sormadan hazırlar. Tüm ihtiyaçlarını karşıdan bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir. Düzenli olarak Cahit Sıtkı'nın kıyafetlerini ütüler hazırlar ve evin temizliğini yapar..
    Akşamları olunca Cahit Sıtkı'nın sevdiği yemek ve mezeleri hazırlar..
    Zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden daha güçlü bir dostluk bağı oluşur. Bu saf ve temiz Anadolu çocuğundaki sadakat ve temiz yürekten etkilenmiştir Cahit Sıtkı.. Zaman zaman karşısına alıp dertleşir ve bu Anadolu çocuğunun ruhundaki gizli şeyleri keşfeder..
    Akşamları rakı sofrası kurup en güzel kızartma ve mezeleri hazırlar Abbas.. Aralarındaki duygu bağları güçlenir.
    Böyle bir keyif akşamında alkollü Cahit Sıtkı sorar;
    - Sen İstanbul'u bilir misin Abbas?
    - Bilir komutanım..
    - Orda bir Beşiktaş var bilir misin?
    - Bilir komutan!. Ben orda acemi birlikteydim. .
    - Orda benim bir sevgilim var.. Sen O'nu kaçırıp bana getirir misin?
    - Elbet komutan!
    Sabah olur Cahit Sıtkı bakar ki Abbas yeni asker kıyafetleri giymiş, traş olmuş, hazırlanmış. Cahit Sıtkı sorar;
    - Hayırdır Abbas neden böyle hazırlık yaptın?
    - Ben istanbula gidecek komutan!..
    - Ne yapacaksın sen İstanbulda?
    - Sen söyledi bana.. Ben gidecek, sana Sevgiliyi getirecek!..
    Gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine arkasını dönüp kapıyı çarpar ve çıkıp gider Cahit Sıtkı..
    Fakat bu mert askerin, yüreği sevgi dolu Anadolu çocuğunun samimiyeti ve sıcaklığından duygulanır..
    Akşam olur.. Ağaç altında rakı sofrası kurdurur ve Abbası karşısına oturtur.. Birlikte yer içerler ve Cahit Sıtkı o meşhur şiirini kaleme döker..
    "Haydi Abbas, vakit tamam..
    Akşam diyordun, işte oldu akşam..
    Kur bakalım çilingir soframızı..
    Dinsin artık bu kalp ağrısı..
    Şu ağacın gölgesinde olsun,
    Tam kenarında havuzun.
    Aya haber sal, çıksın bu gece..
    Görünsün şöyle gönlümce.
    Bas kırbacı sihirli seccadeye,
    Göster hükmettiğini mesafeye
    Ve zamana.
    Katıp tozu dumana,
    Var git,
    Böyle ferman etti Cahit;
    Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan.
    Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan..
    MARKO GRASSI.1976.
  • ŞAHMERAN VE ŞAHMERAN

    Sevgili Ortadoğu, naif coğrafya
    Fırat ve Dicle’nin akıttığı gözyaşları
    Tüller arasından fırlayan göğüs.
    Şehvet ve şarabın aktığı dünya

    Kimsesiz tarih, ezenler ezilenler
    İpek ve bakır, demir ve gökyüzü
    Şahmeran ve şahmeran, leyla ve mecnun
    Bin kere çarmıha gerilmiş bir İsa’nın yüzü

    Ağla diyemem bu donmuş bakışa
    Yaz günü kar yağdıran bu kışa
    Boynuna asılı bir künye, alnına vurulmuş damga
    Bin kere çarmıha gerilmiş bir insanın yüzü

    Yusuf Alper
  • Size her hadiseye uygun bir künye haber vereyim mi?
    Olabilir oğlu olabilir.