Künye
Aferin sana!” derdi anam bana, iyi bir şey yaptığımda. Daha doğrusu onun istediği şeyi yaptığımda. Daha da doğrusu, yaşadığımız köye uygun bir davranışta bulunduğumda. Neler yapmazdım ki ondan onay almak için. Anamla babam tarlaya gider gitmez sobayı harlar, güğümü üzerine koyardım. Sonra hiç beklemeden onların döşeğini, yorganını dürer, duvarın dibine üst üste dizerdim. Dokuz, on yaşında ya vardım ya yoktum. Kardeşimin biri dört, diğeri iki yaşlarındaydı. Ne muhtaç yaşlar… İlgilenilmeye ihtiyaçları vardı. Sevgiye, ilgiye de… Tıpkı köpeğimiz Karaman’ın olduğu gibi. okuryazarkitaplar.com/33812-2 Yazarımız Nilüfer Sedef yazdı bize de okumak düşer yaşasın edebiyat
NECİP FAZIL BUGÜN ÖLDÜ
O ve Ben adlı otobiyografisinde kaydettiğine göre 25 Mayıs 1905’te İstanbul Çemberlitaş’ta cinayet mahkemesi reisliğinden emekli büyük babası Mehmed Hilmi Efendi’nin konağında doğdu. Babası Mekteb-i Hukuk mezunu ve bazı memuriyetlerde bulunmuş Abdülbâki Fâzıl Bey, annesi Mediha Hanım’dır. Baba tarafından Maraşlı olan Kısakürekoğulları ailesinin kökü Dulkadıroğulları’na dayanmaktadır. Asıl adı Ahmed Necip olan Necip Fazıl okuma yazmayı büyük babasından öğrendi. Çeşitli okullarda kesintili ve düzensiz bir öğrenim hayatı geçirdi. Önce Gedikpaşa’da bir Fransız, sonra aynı yerde bir Amerikan mektebinde, Büyükdere Emin Efendi mahalle mektebinde, Büyük Reşid Paşa Numune, Vaniköy Rehber-i İttihad mekteplerinde okuduktan sonra Heybeliada Numune Mektebi’nden mezun oldu. Aynı yıl Heybeliada Bahriye Mektebi’ne kaydoldu. Burada da beş yıl okudu, ancak diploma alamadan ayrıldı. 1921’de İstanbul Dârülfünunu Felsefe Şubesi’ne yazıldı. Bu öğrenimini de tamamlayamadan kazandığı devlet bursu ile felsefe tahsili için Paris’e gitti. Fakat Paris’te de düzenli bir öğrenci olamadı, kısmen sanat çevrelerinde bulunduysa da kendini daha çok eğlenceye ve bohem hayatına verdi. Türkiye’ye dönüşünde İstanbul ve Anadolu’da bazı bankalarda memuriyet ve müfettişlik yaptı. Bir Fransız mektebinde, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve Robert Kolej’de çeşitli dersler okuttu. Bu arada felsefe öğrenciliğinden beri girmiş olduğu basın çevresini daha çekici ve eser vermeye daha uygun bir ortam olarak gördüğünden 1942’den itibaren memuriyetlerini bırakıp geçimini yazılarından ve yayıncılıktan sağlayamaya başladı. Son yıllarına kadar Büyük Doğu dergisinin ve Büyük Doğu yayınlarının sahibi ve yazarı olduğu gibi bazı günlük gazetelerde fıkra ve makaleleri de yayımlanmaktaydı.
Hayata Dair
Reklam
Öğretmenler yeniden öğrenci oluyor İslam'da örnek alınması gereken peygamberler geçmişteki insanlar hakkında ne kadar konuştu! Nasıl konuştu! Asıp kesen, vahiy alan veliler gibi mi konuştular! Deli Deliyim Eşek Bile Değilim Masalımız bu ya dedi masalcı kul nefsani ibret alıyormuyuz çocuklar düşünüp tefekkür ediyormuyuz o geçmişteki insanları öğrencilerden latif isimli zat peki öğretmenim siz örnek oluyormusunuz diyince hocs asıp kesmeye geçmişteki pek sayın öğretmenlerin hayatından ibretlik kıssalar anlatmaya başladı vay efendim eskiden öğrenciler soru soramaz soru soracak olsalar o veli öğretmenler çocukların çoraplarını çıkarır ayaklarınız ile mum yapın diyerek falakaya yatırırmış kul nefsani latif ben merhametli bir veliyim elinle mum yap dedi ve eline cetvelle vurmaya başladı diğer sınıfta ise mümtaz hoca ders anlatıyordu küçük ergun diyorki hocamız o gün bir kıssa anlattı duası kabul edilen insanları anlatıyordu ve ben o gün o insanlara imrendim bir vali atanmıştı şehre kimisi çocuklarını okula göndermiyor kimiside balon sattırıp muska dağıttırıyorduki bu hocanın gayreti ile çocuklar önce elifbayı öğrendiler sonra tebessüm edip göz yaşlarını sildiler vali bey okul panosuna şunu yazdırmıştı öğrencilerden önce öğretmenler yeniden başlayacak okula bize dayak ile asıp kesenler değil vahiy ile nasihat veren öğretmenler lazım diyince tüm öğretmenler öğrenci önlüklerini giydiler Dualar almaya gayret edin Sabah-ul Hayr ☀️ Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz: “Allah Teâlâ kimin hayrını murâd ederse onları ona öğretir, sonra ebediyyen unutturmaz.” buyurdu ve  duâlar tavsiye ettiler; Duâbekleyen Duâbekleyen Nebi dayı artık 70 yaşına gelmişti gençlik vakti kırmadığı ceviz kalmamıştı ihtiyar azmanın Muhammed ismi taşıyan insan ahlâksız olmaz nebi dayı dedim
Din
Neyin bayramı ?
Kadir Gecesi, Ali Gecesi Kadir gecesi, Rahmet Peygamberi’nin buyruğuna göre Ramazan Ayı’nın son 10 gününden birisidir. Hatta son on günün tek, yani on dokuzuncu, yirmi birinci, yirmi üçüncü, yirmi beşinci, yirmi yedinci ve yirmi dokuzuncu gecelerinden birindedir. O gün kader gecesidir ve bin aydan daha hayırlıdır. Kur’an o gecede indirilmiştir, melekler ve hatta Ruh da o gece yeryüzüne iner, ta fecre kadar selam ve selametlik vardır…(Kadir Suresi) *Ya Ali, sen Kur’an’ın ortağısın… Böyle buyurmuştur rahmet Peygamberi… Siz, Kur’an’la ikiniz paha biçilmez iki emanetsiniz… Sen ve Kur’an asla birbirinizden ayrılmazsınız. Kur’an seninledir ve sen Kur’an’lasın… Hatta sen Kur’an’ın canlı, konuşan halisin, Natık-ı Kur’an’sın…(1) *Kur’an’ı anlamak isteyen sana bakmalı, Kur’an’dan faydalanmak isteyen seni takip etmelidir. Çünkü Kur’an, ancak muttakilere doğru yolu gösterir ( Bakara:2) ve sen Muttakilerin mevlasısın…(2) Kur’an Furkan’dır, hakla batılı ayırandır. Ve Kur’an’la asla ayrılmayan sen, kendin buyurmuşsun ki; “Sıddık’ul Ekber benim, Faruk’ul Azam’ım ben!”…(3) *Kur’an, insanlar için hidayet rehberidir… Ve yüce Resul buyurmuştur ki. “Ali hak iledir, hak Ali iledir. Ali ne yana dönerse Hak ta onunla beraber döner”…(4) Ve yine buyurmuştur ki: Ali Kur’an iledir, Kur’an da Ali ile. İkisi Kevser havuzunun başına varana dek birbirinden asla ayrılmazlar (5) Kıyamette Kur’an’ın şikâyeti “terkedilmiş” olmasıdır. (Furkan:30)…Ve sen de, ancak kuyularla dertleşen büyük yalnız, en büyük mazlumsun… Kur’an zikirdir (Sad:1) ve o “Zikr”in ehli de sensin…(6) İnkâr edenler: “Bu Kur’ân-ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki üstün gelirsiniz” (Fussilet:26) dediler. Ve Sen’i de konuşturmadılar, dinlemediler, sözlerin duyulmasın diye yalanlar uydurdular, hakkında olmadık iftiralar yaydılar,
“Kün fe yekûn” Allah bir şeyin olmasını dilediğinde, Sadece “Ol!” de ve olur. Bizim için imkânsız görünen ne varsa, Allah için bir emirdir sadece... Umut bittiğinde, yollar kapandığında, Herkes “olmaz” dediğinde bile, Allah’ın kudreti için tek bir söz yeter: “Künye fe yekûn.” Ol der ve olur...
Kadınları bir emanet ve nimet bilin Bugün insanlık, Sevgili Resulümüzün kadına verdiği değerin çok gerisindedir. Derin Tarih Dergisi Peygamberimiz kadına çok saygılıydı Peygamberimiz bir hoş görü insanı Bugün insanlık efendimizin gerisinde Yaşamımıza uygulayalım uyalım hadislere Sevgili Resülümüz değer verirdi kadınlara Muhtaçtır nasihattir hadisi şerif insana Kadına değer verdikçe yükselir devletler Unutuldumu şimdi hadisi şerifler Kadınların hakların yerine getir Onlar Allah Tealadan birer emanettir Siz kadınları emanet olarak aldınız O halde nimet bilip korumalısınız Allahtan korkun kadınları incitmeyin Onları bir ana ve bacı bilin En hayırlımız eşine ailesine iyi olandır Kadınki bir hatice ve fatimatül zehradır İnsanın en hayırlısı kadına ve çocuğuna İyi bakandır bu dünya hayatında Hanımına karşı iyi ol budur iman Savaşıp dövüşende kalırmı hiç iman Yediğinizden yedirin kadınlara Kul hakkı ile varma ilahi makama Kadınlarınızın üzerinizde hakkı vardır İnsanın gayesi rıza lokmasına ulaşmaktır
Şiir
Reklam
Reklam