İsrail, dünyanın en büyük teröristidir. israil, bir devlet terörü ve bir terör devletinden ibarettir. Zulmü ve işkenceyi,evleri yıkamayı ve insan haklarını çiğnemeyi meşrulaştıran bir devlettir.
Filistin halkının önünde bulunan tek yol 'direniş tir. Her halkın en doğal haklarından birisi de gâsip isgalcilere karşı var gücüyle mücadele etmesidir. Eğer onların "Savaşıyorum o halde varım!"diyen Menahem Begin'leri varsa bizim de"Mücadele ediyorum o halde varım" diyen Ahmed Yasin'i miz var. Ahmed Yasin'in hakkı Menahem Begin'in bâtilina mutlaka galip gelecektir!
İslâm dini, Müslümanlara, İslâm topraklarını omuz omuza verip savunmalarını vacip kılmış ve bunu da en kutsal cihat örneklerinden saymıştır. Aynı şekilde bu yolda canlarını feda edenlerin de en yüce şehitlik mertebesine nail olacağını müjdelemiştir. Vatan toprağını özgürlüğüne kavuşturana dek düşmanla savaşmak, öncelikle o toprağın asıl sahiplerine farz-ı ayn'dır. Eğer bunlar kendi topraklarını savunamıyorlarsa o zaman bu görev o toprak civarındaki diğer Müslümanların olacaktır. Onlar da yeterli olmazsa tüm Müslümanları kapsayana dek ümmetin görevi haline gelecektir. İslâm dini, Müslümanların, İslâm topraklarının bir karışından bile feragat etmelerine asla cevaz vermemektedir.
Sözkonusu İslâm toprağı, Müslümanların ilk kıblesi ve üçüncü kutsal mescidi ise özgürlüğüne kavuşturmak için yürütülen cihad, Allah katında en şerefli, en büyük ve en yüce cihattır
Kuşkusuz İsrail, Nil'den Fırat'a, Lübnan'dan Hicaz'a kadar Büyük İsrail hedefiyle; menfaatleri, yayılmacı stratejisi ve bölge- deki çıkarlarıyla bağdaşan bir barışın peşindedir. Yıllardan beri 'aşamalı' siyaseti ustalıkla tatbik eden İsrail, şimdi de bu gerçeği aynı ustalıkla gizleme ve unutturma yoluna gitmektedir.
Mevcut yerel, bölgesel ve ulusal şartlar, İsrail'in, her gün tanık olduğumuz despotluk ve zorbalığına katkı sağlamıştır. Bu şartların başında Filistinlilerin 'teslimiyeti', Arapların âciz- liği, Müslümanların zaafı ve güçsüzlüğü, Amerika'nın mutlak desteği ve himayesi ve dünyanın sessizliği gelmektedir.
Acaba İsrail, kendisine hizmet eden bu şartların sonsuza dek süreceğini ve rüzgârın hep onun istediği yöne eseceğini mi zannediyor?
.
İnternet çağında hiç yüz yüze görüşmeyeceğimiz in- sanlara giderek daha fazla açılmak zorunda kalıyoruz. Hayatımızın fazlasıyla kişisel kimi ayrıntılarını kar- şımızdaki insanların tepkilerini ölçme şansına sahip olmadan ifşa ediyoruz. İşte bu yüzden sanal ilişki ve aşklar, gerçek hayal kırıklıkları doğurabiliyor. İnsan yüzünün görülüp hissedilmediği bir ilişki, içinde ger- çek bir ahlaki öz barındırmıyor.