Ömer F. Doğan

Ömer F. Doğan
@kurtas39
~ Ben hep bir şehirde yaşar, başka bir şehri severim...
Doğadan güç al Aşk
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zehrolmak: Hoşça vakit geçirmek, zevk almak umulurken üzüntüyle karşılaşmak
... Yarım kalmış hikayeye yinede birşeyler yazmalıydım. Bu 'güzel olan'a saygımdan, teveccüh gösteripte yazdığı cümlelerinin hatrınadır. Kötü bir başlangıç yapıp, belkide ileride güzel nihayete erecek bu kitabı istemeyerekte olsa yarıda bırakmış oldum. Sanırım Zehra ile pek denk olamadık. Sebebini sorsan, Zehra söylemez idi. Ben kitapların denkliğine inanırım. Bazen doğru zamanda bir kitap denk gelir, bütün güzellik kavramlarınız altüst olur ve o artık sizin yaşam öykünüzdür. Bazende şansı kendiniz zorlamalıydınız. Üç yapraklı yoncaya, diğer bir yoncadan ek bir yaprak koparıp boşluğa yapıştırır ve dört yapraklı yonca elde ederdiniz. Bu, eğer ki bir yoncaya, uğura denk geldiniz mi onun için çabalamanız ve ömrünüz boyunca mutlu sürecek bir yaşam için bu uğurda tuhaflıkları dahi göze alıp, emek sarf etmeniz gerekliliğindendir. Peki gerçek nedir? Dört yapraklı yoncaya sahip olduğumuz mu yoksa hile ile asla sahip olamadığımız mı? Güzel duyguları, küçük bir yalan dahi örtüyor olsa bu hile midir? Bence bu utanmaktır, mahcup olmaktır; çünkü hakikat herşeyi ayağınıza getirmez, bu uğurda katlandığınız çileleri gizlemeniz ve o, aslında hep dört yapraklı yonca olmuşcasına 'iyi uğur' a inanmanız gerekir. Ne derler: Kader gayrete aşıktır. Kitabın içeriğine dönecek olursak, oldukça amatör yazılar silsilesi ile karşılaştım. Daha ilk olay örgüsünden bunun farkına varıyorsunuz. Yazarın henüz 31 yaşındayken hayatını kaybetmesi, 1890'lı yıllar gibi erken dönemde yazılması ve Günümüz Türkçesine uyarlamada oluşan dil kayıpları tabiki bunda oldukça etken. "İlk gerçekçi roman" denemesi olan bu eser, kıskançlığı konu ediniyor. Kıskanç Zehra! Çok ironik. Bir erkek var, türlü zamparalık peşinde daldan dala konup, karısını hizmetçisiyle aldatıyor, aynı evin içinde bir de ondan
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
"Kızın bahtiyarlığını da arzu edişi herhalde onu sevişten ibaret demekti. Bu halde Zehra'yı sevmiş miydi? Bu neticenin doğruluğuna hâlâ itimat etmek istemiyordu. Ne mecburiyetle, ne vesile ve özellikle ne hakla sevebilirdi? Kızın yüzünü henüz birkaç saat evvel görmüştü, o da bir iki dakikayla sınırlı bir şey. Bu tesadüf ne bir mecburiyet, ne bir kuvvetli vesile peyda edemezdi. Hele Zehra'yı sevmek için kendisinde ne hak vardı?"
"Bir 'ezeli güneş' fikrini Zehra'nın hayaline, sönmesi mümkün olmayan bir "latif bir ışık"la bağlamıştı."
"Düşünce aşkın öncüsüdür"