• 508 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Sarı Yazma...Kitap ismini Cide'li kadınların başlarına bağladıkları başörtüsünden almış.Rıfat Ilgaz'ın çocukluğunun geçtiği Cide'de yaşadıkları ,Cide'den kopuşu ve hastalanarak tekrar geri dönüşü.

    Kitap roman olarak geçiyor ama aslında otobiyografi denilebilir.Ilgaz'ın sevinçleri,hayal kırıklıkları,yazdığı ilk romanı,sevdiği kadın,annesi,babası,abileri ve ablası kitapta flashbacklerle yer buluyor..Ilgaz'ın isyanlarına bolca şahit oluyoruz.Çocuk Ilgaz'a bayılacaksınız ;)

    Yazar Cide'ye döndüğünde çok hastadır,yaşaması mucize kabilinde,Cide Rıfat Ilgaz için en iyi sığınak,nefes alınacak en iyi yer,huzur bulabileceği ve onu geçmişi ile birlikte çocukluğuna ve tekrar yaşama döndürecek en uygun yerdir.

    Kurtuluş Savaşı'nda 1950'li yıllara kadar Siyaset ve edebiyat dünyasından kişileri de anlattığı bu kitap,toplumcu-gerçekçi yazarlardan biri olan Ilgaz'ın en iyilerinden biri bence.

    Kitapta en çok dikkatimi çeken kısım Ilgaz'ın en tanınmış ve en büyük eserlerinden biri olan Hababam Sınıfı'nın filme çekilmesi hakkında yazdığı satırlar oldu,incelemenin sonunda o satırları bulacaksınız.O satırlarda eserinin filme çekilmesini nasıl acı bir isyanla anlattığını inanın ta içinizde hissediyorsunuz :(

    Ilgaz bu kitabı ile içinizi burkacak,sizi kah neşelendirecek,kah üzecek,bu kitabı ile kocaman bir takdiri ve teşekkürü sonuna kadar hak ediyor.(her ne kadar haddim olmasa da)
    Bu kitapta Ilgaz'ın kendi kaleminden hayat hikayesini,çocukluğunu,gençliğini,ailesini okuyun.edebiyat budur kardeşim!

    Bu kitabı bana bir arkadaş getirmişti,kapağını açtığımda aaa!! O ne!! Ilgaz'dan imzalı abi bu!!Manyak bir sürpriz oldu.rengarenk bir kitap,gökkuşağı gibi inanın,size sadece kitabı elinize alıp o gökkuşağı'nın altından geçmek kalıyor ;)

    Kitapta sadece Ilgaz yok,Aziz Nesin,Orhan Veli,Sebahattin Ali,Ahmet Kutsi Tecer ve daha kimler kimler!
    O yılların Cide'sini,o yılların Türkiye'sini,o yılların insanlarını az çok görmek,öğrenmek,hayatlarına şahit olmak istiyorsanız eee daha ne duruyorsunuz Rıfat Ilgaz muhteşem bir gezi için sizi bekliyor.Şiddetle Tavsiyedir!

    Arkadaşlar her ne kadar Ilgaz'a inceleme yazmak benim yapabileceğim bir şey olmasa da bir kaç satır karalayayım,ona saygılarımı sunayım,onu yad edeyim ve hatırlatayım dedim.
    Seni Seviyorum Rıfat Ilgaz,bütün eserlerin için binlerce,milyonlarca teşekkürler.Nur İçinde Yat!


    Kitaptan ;
    --------------------------
    Hababam Sınıfı gibi yüz binlerce baskı yapmış, toplumca bilinen, sevilen bir güldürü romanının filmini çevirirken kendiliklerinden yeni tipler, yeni olaylar ekleyecek kadar sanatı hafife almaları görülmüş şey değildi. Eserin içeriğine tümüyle aykırı düşen bu davranışın, çekilen filme bir şeyler kattığını ileri sürebilmeleri bence sanata da sanatçıyı da büyük saygısızlıktı. Verdikleri parayla yalnız kitabımdan senaryo çıkarmak hakkını değil, beni de, bütün kişiliğimle satın aldıklarını sanıyorlardı.
    -------------------------
    "İşçiyim, ama senin gibi değil. Bir dikili çöpüm bile yok!"
    Hemen aklıma yazı yazarken elime aldığım kalemler geldi. Ancak yazarken dikili duruyordu. Yazamadığım zamanlar yatık.
    -------------------------
    İşin en tuhaf yanı devlet hastanelerinde fakir fukaraya reçete yazan tek doktor çıkmıyordu. Nasıl ilaçtı ki, hep milletvekili çocuklarına, hep para durumu yolunda olanlara, işini uydurup yardım kurullarından para koparanlara iyi geliyordu!
    -------------------------
    Hepinize Bol Kitaplı,Keyifli Okumalı,Neşeli Günler Dilerim.Teşekkürler.
  • "Eğer bana ilkokuldan başlayarak emperyalistlere karşı doğu ülkelerinin ilk kurtuluş savaşlarından birini verdiğimiz, öteki ‘mazlum milletlerin kurtuluşu için de savaştığımız’ öğretilse, ülkemiz geleceğinin ‘gerçek üretici olan köylünün’ elinde olduğu, endüstrileşmenin ‘bizi mahvetmek isteyen emperyalizme ve bizi yutmak isteyen kapitalizme’ karşı tek kurtuluş dayanağımız olduğu belirtilse, acaba sosyalizm babalarına o kadar heyecanla sarılır mıydım? Hayır, bize bunları öğretmediler; Lisede Sophokles okuduk, klâsik Türk sanat musikisine sövmeyi, Divan şiirini hor görmeyi, buna karşılık devletin yayınladığı kötü çevrilmiş batı klasiklerine körü körüne hayranlık göstermeyi öğrendik. Sanki Sinan, Leonardo’dan önemsiz; Mevlâna, Dante’den küçüktü; Itrî ise Bach’ın eline su dökemezdi. Aslında kültür emperyalizminin ilmiğini kendi elimizle boynumuza geçiriyorduk…"
  • 215 syf.
    ·18 günde·Beğendi·10/10
    Terapist olma yolunda ilerlemeye çalışırken okuduğum onlarca kitap arasında bana en yardımcı olan kitap oldu "Terapist Olmak". Danışmanlık yapmaya dair kaygılarımın bu sürece dahil olan/olmaya çalışan herkeste görüldüğünü ve aşılmasının kolay olduğunu bilmek çok ferahlatıcı. Mesleği ciddi anlamda icra edeceklerin mutlaka edinmesi gereken bir kitap. Kaygılarınızı dindirme konusunda çok başarılı olacaktır.
  • "Yarını düşlüyoruz ve yarın gelmiyor
    Gerçekten istemediğimiz zaferler düşlüyoruz
    Yeni bir gün çoktan geldiği halde,
    Yeni bir gün düşlüyoruz.

    Ve hala uyuyoruz.
    Çağrıları duyuyoruz ama hiç önemsemiyoruz.
    Gelecek, planlardan ibaretken; geleceği umuyoruz.
    Her gün kaçtığımız bilgeliği düşlüyoruz,
    Kurtuluş elimizdeyken kurtarıcı bekliyoruz.
    Ve hala uyuyoruz.
    Ve hala uyuyoruz
    Ve hala dua ediyoruz
    Ve hala korkuyoruz
    Ve hala uyuyoruz."
    ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ
  • 333 syf.
    ·7 günde·10/10
    “Türk’ün Ateşle İmtihanı” Halide Edib Adıvar’ın anılarını kaleme aldığı iki ciltlik kitabın ikincisidir. İlk kitap olan Mor Salkımlı Ev yazarın çocukluk günlerinden 1918 yılına kadar olan süreyi anlatır. İkinci kitap olan “Türk’ün Ateşle İmtihanı” ise 1918-1923 yılları arasındaki dönemi anlatır.

    Bu kitabı okumaya “Lord Kinross - Atatürk” kitabını okurken karar verdim. Lord Kinross, kitabında bu kitaptan çok fazla alıntı paylaşmıştı.

    Kurtuluş Savaşı mücadelesinde bizzat yer alan Halide Edib Adıvar yaşadığı ve gördüğü her şeyi kaleme almış. Yeri geldiğinde savaşın en kanlı sahnesinden, yeri gelince de atından/ köpeğinden bahsetmiş. Tarih kitaplarında tek bir cümle ile okuyup geçtiğimiz bazı olayların ne kadar zorluklarla yaşandığını usta kalemiyle okuyucularına aktarmış.

    Kitabı hayranlıkla okudum ve herkesin okumasını tavsiye ediyorum. Sözlerime
    Selim İleri’nin kaleme aldığı “Mor Salkımlı Ev” kitabının sonsözünde yer alan bu cümleyle sonlandırıyorum. Herkese keyifli okumalar dilerim.

    “Şimdi düşünüyorum da, okullarda okuduğumuz tarih kitapları, yaşanmış, acısı ve sevinci tadılmış günleri bize anlatmaktan, aktarmaktan, duyumsatmaktan ne kadar uzak!”
  • Osmanlı tarihinin bugünkü Türk insanına mirası ?
    Yarını inşa ederken tarihi vasıflarımızdan ne ölçüde faydalanabiliriz?
    Maziden gelen temayyüllerimize dayanarak nasıl bir istikbal inşa edebiliriz?
    Osmanlı bu medeniyeti kurarken kendi kendini de inşa ediyordu. Tanzimata kadar, gerek İslamdan önceki, gerek İslamdan sonraki Türk insanının farikaları 1- Fedakârlık 2- Devletle birleşme... Adeta uzvî, bir kaynaşmaydı bu. Devletle din, dinle millet tek varlık halindeydi. Bu tarih Batınınkinden çok farklı mıydı? Batı tarihini, içtimai sınıflar izah eder. Anahtarı ferdiyettir. Batıda millet yoktur.Yoktur çünkü Roma'dan itibaren sınıflar vardır. Patrisyenler,plepler,köleler,feodal beyler,toprak köleleri,burjuvazi,proletarya. Her milletin içinde birkaç millet vardır. Bu güne kadar böyledir bu. Osmanlı'da sınıf yoktur. Para bir tahakküm vasıtası değildir,bir hizmet vesilesidir.Batıda maddi güç yani iktisat,ezilen sınıflar için bir kurtuluş imkanıdır. Köleler ( toprak köleleri) feodal beylerden para sayesinde hürriyetlerini satın alırlar. Osmanlı İlay-i Kelimetullah için hayatını seve seve verir. Yani bağlandığı dava uğrunda hayatını istihkar eder. Avrupalı anca yakın ve elle tutulur çıkarlar uğrunda fedakarlık yapabilir.Osmanlı, ülkesinin kapısını bütün insanlara açmıştır.Başka türlü düşüneni korur.OSMANLI İSTİSMAR İÇİN ÜLKE FETHETMEZ,İMAR İÇİN FETHEDER.Osmanlı'da adalet bütün müesseselerin belkemiğidir.Kısaca Osmanlı'nın asırlarca gerçekleştirdiği içtimai nizam bütün sosyalist ütopyaları aşan bir cennettir.
    .
    15 Aralık 1974 / Cemil Meriç