Arthur C. Clarke’ın dediği gibi, “Yeterince ilerlemiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.”
Kurtuluş, Eylül 2015, Alican Saygı Ortanca, Editörün Sunuşu
Doğaldır ki, İran ve Afganistan gibi komşu müslüman devletler seyirci kaldığı sürece, Hindistan'daki müslüman toplulukların silâhlı eylemleri dağınık ve yerel nitelikte kalmaya ve ezilmeye mahkûmdur.
Fakat bu, Hindistan'da panislâmist duygunun zayıflığını göstermez. Hindistan'ın müslüman aydınları ve hatta başta Gandi ve Nehru olmak üzere milliyetçi Hindu liderler, Türkiye'nin kaderiyle yakından ilgilenmişlerdir. Bir müslüman Hintli, bu tutumu şöyle dile getirmektedir:
«Bir zamanlar, birçok müslüman devletler ve krallıklar vardı. Bunlardan birisi ortadan kaldırıldığı zaman fazlaca bir üzüntüye kapılmıyorduk... Türkiye, İslâm devletlerinin en sonuncusu ve en güçlüsüdür. Yahudiler gibi vatansız insanlar olacağımızdan korkuyoruz.»
HADİS :” kapıyı çalana kapı açılır; kapıyı çalan içeri girer!”
Aşka düşen kişide, zerre kadar korku yoktur; aşk mezhebinde her şey aşka kurbandır!
Aşk, Hak Teala’nın vasfıdır. Fakat korku; midesine ve şehvetine esir olmuş kulun sıfatıdır!
Günahından tövbe eden kimse, günah işlememiş gibi olur. Bir taraftan tevbe istiğfar, diğer taraftan günah işlemekte ısrar eden kimse ise, hâşâ, Cenab-ı Hakk’la istihza etmiş, Allah ile alay etmiş gibi olur.
Kurtuluş dileyen dünyayı terk eder. Kurtuluş dileyen kişinin dünya malında gözü olmaması gerekir.
İnsana, sonsuz kurtuluş için üç şey lâzımdır: İlim, amel, ihlâs... İlim iki kısımdır: Birisi amel ve vazifelere ait ilim ki, fıkıh onu tekeffül eder. İkincisi de, itikatta kurtuluş fırkasının bağlı olduğu iman manzumesine ait ilim...