HK
İngilizin kodladigi yerlerde yaşıyoruz. Kurtuluş şart
Duygu ve Düşünce
Lâ ilahe illallah de kazan gazayı Çöller uçsuz bucaksız, yine de geçtim. Eşkiyaya savaş verdim, korkular saçtım. Ummanlara dönüşüp menzilden taştım. Kelime de hece de seni aradım. Ahmet Ahmet ·5 No'lu Şiir Çöller uçsuzdu bucaksızdı Peygamberimiz SAV dua ile andı Hakkı Önce eşkıyalarla savaşarak Dediki Cihat ve kıyam ile düşmez sancak Ummanlar geçti efendimiz Onadır salam selat ve duamız Baktı bedire dediki ey Ali ey Hamza La ilahe illalah diyerek cenk edin Bilinki Allahtan başka ilah yoktur Çöller uçsuzdur bucaksızdır Ve Bedir Savaşındaydı Hz Muhammed Dediki ey Rahim olan sonsuz merhamet En doğru iş için hidayetini isterim Ancak senin yardımın ile cihat ederim Ve Kıyama kalkıyordu islam ordusu Ey Allahım bir avuç müslümanız Eğer yok olursa bu müslüman ulular Dünyada sana ibadet edecek kim kalır Bize hidayetini göster doğru kapıyı aç Sen bizleri doğru ve hidayete ulaştıransın
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Benim harcım değil kötülük fırtınasında liman olmak!
Güneşin altında terleyen, çileyi çeken peygamberlerin kendisidir; onların açtığı gölgede serinleyip meyve yiyenler ise ümmetleri ve insanlıktır. 1. Rollerin Tersine Dönmesi: Çileyi Çeken Önderler Normal toplumsal hiyerarşide liderler gölgededir, tebaa ise güneşin alnında çalışır. Peygamberlik müessesesinde ise durum tam aksidir. Peygamberler, insanlığın manevi ve ahlaki kurtuluşu için en ön safta saf tutmuş, en büyük bedelleri ödemişlerdir. Hz. Nuh: Yüzyıllarca alaya alınarak, sıcakta ve zorlukta o gemiyi inşa etmek için ter döktü. Gemi bittiğinde ve tufan koptuğunda, insanlık onun emeğinin "gölgesinde" hayatta kaldı. Hz. İbrahim: Putperest bir toplumun içinde tek başına mücadele etti, ateşe atılma pahasına doğruluktan şaşmadı. Bugün milyarlarca insan onun kurduğu tevhid inancının ve teslimiyetin meyvelerini topluyor. 2. Maddi Çile ve Manevi Konfor Peygamberler, getirdikleri nizamla insanlığa hem dünyevi bir huzur hem de uhrevi bir kurtuluş vaat ettiler. Kendileri ise dünyada çoğunlukla hasır üzerinde uyudu, günlerce aç kaldı. Hz. Musa: Firavun’un sarayındaki hazır "meyveyi ve gölgeyi" reddederek, kavmiyle birlikte çölün sıcağına, sürgüne ve göçebeliğe talip oldu. Kavmi sık sık şikayet ederken (bıldırcın eti ve kudret helvası isterken), o yükü omuzlayan taraftı. Hz. Muhammed (s.a.v.): Mekke’de boykot yıllarında açlıktan karnına taş bağlayan, Taif'te taşlanan, Uhud'da dişinden olan oydu. O bu çileyi çekerken, kurduğu adalet düzeni sayesinde bugün İslam dünyası onun getirdiği ahlakın, kardeşliğin ve hukukun meyvesini yiyor. Kendisi bir devlet başkanı olduğunda bile lüks içinde yaşamadı, geriye maddi bir miras bırakmadı. 3. Bedeli Ödeyen Ağacı Diker Onlar, "Benden sonrakiler gölgesinde otursun" diye fidan diken bilge bahçıvanlar gibidir. "Kıyametin
Duygu ve Düşünce
İnsanoğlunun gerçekten değiştirebileceği sadece kendi yüreğidir; yürek hoşgörüyle değil alçakgönüllülükle açılır. Yürekte değişim zordur, zahmetlidir, gizlidir, genellikle yalnızlığın ve minnetsizliğin habercisidir, ama başlattığımız bu yıkıcı yürüyüşü düzeltmek, maymun-insan ve şey insanı, insanlığın merhametiyle dolu bir insan haline getirebilmek için tek çare budur. Gerçek kurtuluş söylemi hoşgörüden değil kırılganlıktan geçer. Yalnızca kırılganlık -yaratılmışlar olarak paylaştığımız kırılganlık-yukarıya doğru gerçek bir açılıma taşıyabilir; sağlam bir temel üzerine kurulmuş diyaloğa ulaştırabilir. Sadece kırılganlığı kabul edersek içimizde merhametin gücünü olgunlaştırabiliriz, sadece kırılganlığı derinden gözlememiz durumunda içimizde dünyayı değiştirmemize hak tanıyabilecek olağanüstü güç doğar: Bu da uysallığın gücüdür. Var Olan Ada
Kitap Alıntısı
İsteyerek gelmedik bu dünyaya, birçok şeyin hoşumuza gitmemesi belki de bundan. I.H
"Kurtuluş !!!!!!!
"Kurtuluşu bir başkasında görmek, yıkılmanın en güvenli yoludur." Kurtuluşu hep bir başkasında arıyoruz. Bir sevgilide, bir dostta, bir fırsatta... Sanki biri gelecek ve her şeyi yoluna koyacak. Ama kimse gelmiyor. Çünkü bizi kurtaracak tek kişi, biziz. Ne kadar kaçarsak kaçalım, dönüp dolaşıp yine kendimize çarpıyoruz. O yüzden bazen kimseye tutunmamak gerekiyor. Gerçek özgürlük, kimseye ihtiyaç duymadığımızda değil; birine ihtiyaç duysak bile, onsuz da var olabildiğimizi fark ettiğimizde başlıyor. 💬 Safa Akdağ
1000Kitap